YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1378
KARAR NO : 2015/388
KARAR TARİHİ : 07.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal ve hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterli olup suçun mağdurunun kim olduğunun nitelikli halin oluşumu bakımından ayrıca bir önemi bulunmamaktadır. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde ;
…Ticaret A.Ş. adına çek tanzim etmeye sanık … ile birlikte… veya…’tan herhangi birinin atacağı çift imza ile şirketi temsile yetkili olduğu halde, sanığın 23/10/2008 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çeki tek başına imzalayarak katılana vermek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; katılanın A.Ş. statüsünde bir şirkete ait çeki alırken, keşidecinin şirketi temsil ve ilzama yetkisinin olup olmadığını araştırmasının ve buna ilişkin belgeleri görmek istemesinin ticari hayatın olağan uygulamaları olması nazara alındığında katılanın denetleme olanağının ortadan kalkmadığı, ayrıca işlerin yoğunluğu nedeniyle yönetim kurulunun diğer üyelerine ulaşılamamasından dolayı suça konu çekin tek imza ile imzalanması şeklindeki eylemde dolandırıcılık kastıyla hareket edilmediği gerekçeleriyle beraat kararı verilmesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.