Yargıtay Kararı 23. Ceza Dairesi 2015/3007 E. 2015/4761 K. 06.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3007
KARAR NO : 2015/4761
KARAR TARİHİ : 06.10.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın boş vaziyette çaldıktan sonra doldurulmuş olan çeki bir şekilde ele geçirerek katılan …’a vermek suretiyle piyasaya sürülmesini sağlayıp resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen olayda,
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamına göre sanığın sabit olan eyleminin resmi belgede sahtecilik olduğuna dair mahkemenin mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
a)Tüm dosya kapsamına göre; sanığın soruşturma aşamasında katılana çeki komisyon karşılığı kırdırdığını, mahkemede ise önceden doğmuş bir borcu ödemek için verdiği savunması, katılanın ise; soruşturma aşamasında sanığa daha evvel verdiği bir borç için sanığın çeki verdiğini, mahkemede nakite sıkışık olan sanığın söz konusu çeki verdiğini kendisininde para verdiğini beyan etmesi karşısında, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, yargılama dosyası içeriğindeki bilgi ve belgelere göre de; sanığın önceden doğan bir borcuna karşılık olarak çekleri katılana verip vermediği hususunun net olarak anlaşılamadığı dikkate alındığında;
Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından;
Katılanın duruşmaya çağırılarak bu konuda ifadesine başvurulması ve sahte çekin önceden doğan borcu sebebiyle sonradan tanzim edilerek katılana verilip verilmediği hususunun belirlenmesi ve aşamalardaki beyanlarda bulunan çelişkilerin giderilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması
b)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde belirtilen nitelikli hallerde suçtan elde edilen haksız menfaati belli ise;
TCK’nın 52. madde hükmü de gözetilmek sureti ile haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel adli para cezası aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca gün olarak belirlenerek artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 52/2. madde hükmü gereğince 20-100 TL arasında takdir edilecek miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.