YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6760
KARAR NO : 2016/2932
KARAR TARİHİ : 15.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK’nın 157/1, 52/2, 53/1, 58. maddeleri gereğince 1 yıl, 3 ay hapis ve 750 TL adli para cezası
Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın taksicilik yapan şikayetçinin aracına müşteri olarak bindiği, kendisini… ismiyle tanıttığı ve rehberlik yaptığını, zaman zaman uzun yola çıkması gerektiğini söyleyip şikayetçinin kartvizitini aldığı, üç gün sonra şikayetçiyi telefonla arayıp Kemer’e gitmek amacıyla şikayetçinin aracına bindiği, yolda bir otele uğrayıp rezervasyon yaptırması gerektiğini söylediği, telefonuyla konuşurken şarjının bittiğini belirtip bir çağrı atmak üzere şikayetçiden telefonunu istediği, otele geldiklerinde çağrı attığı kişinin dönüş yapmadığını, içeri girerek rezervasyon yaptıracağını söyleyip telefonun kendisinde kalmasını istediği, ancak sanığın bir daha geri dönmediği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 07.06.2011 tarih, 2011/9-88 esas, 2011/116 karar sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas daha ağır mahkumiyeti bulunmasına karşın daha az cezayı içeren hükümlülüğünün tekerrüre esas alınması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2015/85 sayılı iptal kararı uyarınca sanığın hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesi ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “sanık hakkında TCK’nın 53/1-2-3. fıkraların uygulanmasına” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/03/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.