Yargıtay Kararı 23. Hukuk Dairesi 2012/1413 E. 2012/3188 K. 27.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1413
KARAR NO : 2012/3188
KARAR TARİHİ : 27.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların 2000-2002 tarihlerinde arasında müvekkili kooperatifin yönetim kurulunda görev aldıklarını, 02.03.2002 tarihli genel kurula sunulan bilançoda 28.796,00 TL tutarındaki gelir gider farkının gösterilmediğinin ve genel kuruldan gizlendiğinin daha sonra yapılan incelemelerde ortaya çıktığını, bu meblağı davalıların zimmetine geçirdiğini ileri sürerek, 28.796,00 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ilgili dönemde yasa gereği tutulması gereken defterler tutulmadığından kooperatif gelir ve giderlerinin net olarak hesap edilemediği ayrıca davacı tarafın da yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiği, bu durumda davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatifi zarar uğrattıkları ileri sürülen eski yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
Tazminat davalarında delillerin değerlendirilmesi hakime aittir.Borçlar Kanunu 53. maddesi hükmüne göre hukuk hakimi kusurun varlığına karar verebilmek için ceza hukukunun mes’uliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin gibi hususlarda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.
Ancak, işbu sorumluluk davasındaki nedenlerle, eski yönetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında … 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/153 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı anlaşılmakla, mahkemece, ceza davasının iş bu davanın sonucunu etkileme ihtimali bulunduğundan, bekletici mesele olarak kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin olarak her hangi bir araştırma yapılmaması doğru görülmemiştir.
Öte yandan konusu suç teşkil eden hususlarda HUMK 352 (6100 sayılı HMK’nın 226/c) maddesi gereği yemin teklif edilemeyeceği hususu gözardı edilip, davacıya, davalı tarafa yemin teklif hakkı hatırlarak, davacının yemin teklifinde bulunmaması üzerine, davacının davasını ispat edemediği sonucuna varılması isabetsiz olmuştur.
Yukarıdaki hususlar göz önünde bulundurularak kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişi heyeti oluşturulup, kooperatifin tüm defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak, davalıların sorumlulukları bulunup bulunmadığının, sorumlu iseler sorumlu bulundukları miktarın belirlenmesi hususunda, açıklayıcı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiş.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.