Yargıtay Kararı 23. Hukuk Dairesi 2012/54 E. 2012/407 K. 25.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/54
KARAR NO : 2012/407
KARAR TARİHİ : 25.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kooperatif kredi borcundan kaynaklanan menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının yaptığı icra takibine dayanak senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmayıp sahte olduğunu, takibe dayanak senetlerden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu senetlerin yasa gereği ilam mahiyetinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre takibe dayanak senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile takibe dayanak senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
HMK’nun 297/2 ve 298/2 (HUMK’nun 388-389) maddeleri gereğince gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Somut olayda, tefhim edilen kısa kararda icra inkar tazminatına hükmedilmediği halde gerekçeli kararda hükmedilmesi ile, kısa ve gerekçeli kararda çelişki oluştuğundan mahkemece 10.04.1992 gün ve 1997/7 esas 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bu kısa kararla bağlı kalınmadan yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de , İİK’ nun 72/5inci maddesi gereğince dava borçlu lehine hükme bağlanır ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsili için tazminata karar verilir. Somut olayın özelliğine göre, tüzel kişi olan davalının icra takibinde kötü niyetli olup olmadığı üzerinde yeterince durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.