YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3278
KARAR NO : 2014/5866
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ : İstanbul (Kapatılan) 32. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2011/1-2013/271
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. S.. O.. K.. gelmiş, davalı vekiline çıkartılan tebligat bila tebliği iade edildiğinden duruşmalı isteyen taraf duruşma talebinden vazgeçtiğini, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– KARAR –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanmış olan hizmet sözleşmesinin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 47.000,00 USD tazminatın veya ödeme günündeki TL karşılığının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bir zararının olmadığını ve sözleşmede bu hakkından feragat ettiğine dair hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre davalı tarafın her zaman alımlarını durdurabileceği, bu durumda tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığına dair sözleşmede hüküm bulunduğu, tazminat talebinin bu nedenle yerinde görülmediği ayrıca, zarar tutarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava haksız fesih nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 18. maddesinde fesih halinde davalının sorumlu olmayacağına dair hüküm bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sözleşme hükümlerinin TBK 115.(B.K 99) karşısında geçerli olup olmadıkları üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda mahkemece sözleşmenin sorumsuzluk hükümleri ile TBK 115. madde hükümleri birlikte ele alınarak fesihte kusurun derecesi belirlenerek davalının tazminatla yükümlü bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, salt sözleşme hükümlerinden yola çıkarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.