Yargıtay Kararı 23. Hukuk Dairesi 2016/6344 E. 2017/426 K. 15.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6344
KARAR NO : 2017/426
KARAR TARİHİ : 15.02.2017

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı; davalı kooperatifin 2002 yılı genel kurul toplantısının 20.04.2003 tarihinde yapıldığını, kooperatifin 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 yılları yıllık genel kurul toplantılarının yapılmadığını, 27.04.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinin 6. sırasında yer aldığını, bu tarihten sonra istifa ettiğine dair bir dilekçesinin olmadığını, kooperatiften istifa ettiğine dair de istifasının kabul edildiğine dair yönetim kurulu ve genel kurul kararı olmadığını ileri sürerek, üyeliğin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının 10.06.2003 tarihinde kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, yönetim kurulunun 30.06.2003 tarih 2003/7 sayılı kararı ile istifanın kabulü ile davacının üyelikten çıkarılmasına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının istifa dilekçesindeki imzasını kabul ettiği, ancak kooperatif tarafından istifanın kabulü yönünde karar verilmediği, 24.07.2003 tarihli genel kurul için çağrı yapıldığı, bu tarihten sonra davacının istifa yönünde irade bildiriminde bulunmamasına rağmen davalı kooperatifin 30.08.2003 tarih 2003/7 sayılı kararı ile davacının 10.08.2003 tarihinde istifa ettiği gerekçesi ile üyelikten çıkarılmasına karar verildiği; kooperatif tarafından aidat tahsili için yapılan takip üzerine davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin davalı kooperatif vekili tarafından da tahsil edildiği, taraflar arasında davacının üyeliğinin zımnen kabul edildiği gerekçesiyle, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Kooperatif üyelerinin, ihraç ve istifadan dolayı üyeliğin sona ermesinden sonra, bu karar kesinleşinceye kadar üyelikleri devam eder.
Somut Olayda, davacının 10.06.2002 tarihinde üyelikten istifa etmesine ilişkin dilekçe verdiğini, dilekçesinde 2002 tarihinin üzeri çizilerek 2003 yazılması suretiyle sahtecilik yapıldığını, bu nedenle 30.06.2003 tarihinde yönetim kurulunca alınan istifanın kabulüne ilişkin kararın sahte olduğunun ve üye olduğunun tespitini talep etmiştir.
Verilen istifa dilekçesinin Yönetim Kurulunca karar altına alınması için belli bir süre belirlenmemiştir. Davacının bu süre içinde istifa iradesini geri aldığına dair bir iddiasıda bulunmadığına göre, istifa dilekçesinin davacının iddia ettiği gibi 10.06.2002 tarihinde verilmiş olması halinde dahi yönetim kurulunun bu kararı 30.06.2003’de almasında bir usulsüzlük yoktur.
Yönetim kurulunca istifanın kabulüne ilişkin karar alınmadığı dönemde, davacının üyelik hak ve yükümlülükleri devam ettiği için 27.04.2003 tarihli genel kurula çağırılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle davacının kabulünde olan 10.06.2002 tarihli istifa dilekçesinin 30.06.2003 tarihinde yönetim kurulunca kabul edildiği ve bu kabulün geçerli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.