YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/96
KARAR NO : 2016/2512
KARAR TARİHİ : 20.04.2016
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVALILAR : 1-…
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemeni görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan…. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalılar arasında 30.05.2012 tarihli, arsa sahipleri davalılardan …i taşınmaza bina yapılmasına ilişkin adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin 6.2. maddesi ile “dairelerin satış protokollerini her ortak kendi tüzel kişiliği yetkileri dahilinde ayrıca tanzim edebilecektir” hükmü çerçevesinde müvekkilinin davalılardan ….. Şti.’den 90.000,00 TL karşılığı imal edilecek binalardan bir daire satın aldığını, bedelinin tamamının ödendiğini, bu duruma rağmen 36 aylık sürede teslimi yapılacak dairenin teslim edilmediğini, davalılar arasındaki anılan adi ortaklık sözleşmesi hükmü gereği davalıların müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 90.000,00 TL’nin temerrüt faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın ticari olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan …. vekili temyiz etmiştir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı ya da müteşebbis olması gerekir.
Hukuki niteleme hakime aittir. Somut olayda, davacı …’ın davalı adi ortakların dava dışı arsa sahipleri ile yaptıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi …/…
S.2.
kapsamında, imal edecekleri binalarda bulunan bağımsız bölümlerden bir tanesini satın aldığı, zamanında teslim edilmemesi nedenine dayalı olarak ödediği 90.000,00 TL’nin istirdadını talep etmiştir. Davanın bu nitelemesine göre, davacının tüketici olduğu, davalıların ise tüketici davacıya daire satan olduğu nazara alındığında, bu davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilmek suretiyle davanın HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.