YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/376
KARAR NO : 2019/2699
KARAR TARİHİ : 17.06.2019
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekilince açılan iflas davası sonucunda mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yerel mahkeme kararının süre yönünden reddine karar verilmiştir.
– K A R A R –
Davacı vekili, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan adi iflas yoluyla takibe davalının itiraz ettiği ileri sürerek davalı borçlunun itirazının kaldırılarak iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırı olarak daha ucuz iplik teslim ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, depo bedelinin süresinde ödendiği gerekçesi ile karar verilmesini yer olmadığına karar verilmiş olup verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu kez Dairemiz kararına karşı davalı vekilince karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 26.02.2015 tarih ve 2013/3954 Başvuru sayılı kararında; ”Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğinin kabulü gerekir (B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
Somut olayda, gerekçeli kararda temyiz süresinin 15 gün olarak belirtildiği ve davalı vekilince, temyiz dilekçesinin 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra, fakat mahkemenin temyiz süresi olarak belirttiği 15 günlük süre içerisinde verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, anılan Anayasa Mahkemesi kararları gözetilerek, mahkemece gerekçeli kararda temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi karşısında davalı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2016/1462 Esas, 2017/2170 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, davalı vekilinin temyiz isteminin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda belirtilen harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 17.06.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.