YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/13224
KARAR NO : 2010/13866
KARAR TARİHİ : 22.09.2010
Müessir fiil suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda delil yokluğu nedeniyle atılı suçtan beraatine dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2004 tarihli ve 2004/917 esas, 2004/1586 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.11.2009 tarih ve 2009/13680-67087 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2009 tarih ve 2009/276078 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmiş, Dairemizin 01.02.2010 tarih ve 2009/25444 esas, 2010/702 karar sayılı ilamı ile noksan ikmali için mahalline iade edilmiş, karar gereği yerine getirilerek Adalet Bakanlığının 22.7.2010 tarih ve 48521 sayılı yazısı ve Yargıtay Başsavcılığının 29.07.2010 tarih ve 2010/183356 sayılı havalesiyle Dairemize gönderilmekle dosya incelendi.
Mezkur tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; sanık …’nin 09.05.2004 tarihli polis karakolunda alınan beyanı, aynı … … Cumhuriyet Başsavcılığında ve … Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinde sorgu sırasında alınan ifadelerinde mağduru kendisinin bıçakladığını ikrar etmesi, suça konu bıçağın kendisinden zaptedildiğine dair 08.05.2004 tarihli tutanak, …’nın 09.05.2004 tarihinde polis karakolunda tanık sıfatıyla alınan beyanı ve kanun yararına bozmaya konu anılan karar ile sanık hakkında beraat kararı verilip aynı suçtan … hakkında suç duyurusunda bulunulmasını müteakip …’nın müsnet suçtan yargılamasının yapıldığı … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/235 esas sayılı davasının 05.03.2008 tarihli duruşmasında, sanık …’nin tanık sıfatıyla alınan beyanı karşısında, sanığın yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Kanun yararına bozma yolu, olağanüstü bir yasa yolu olup; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde de belirtildiği üzere, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki, gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için bu kanun yoluna başvurulabilir. Hükümden sonra ortaya çıkan yeni bir delil ile belirlenen yasaya aykırılık sebebiyle veya delil takdiri gibi hakimin takdirinde olan istekler hakkında verilen kararlar kanun yararına bozma talebinin konusu yapılamaz.
İncelemeye konu olayda, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinde kasten yaralama suçundan dolayı sanık olarak yargılanan … hakkında beraat kararı verilmiş, soruşturma aşamasında olayın tanığı olan … hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve … hakkında … 6.Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Bu davanın yargılaması devam ederken önceki davadan beraat eden …’nin tanık sıfatıyla beyanına başvurulmuş, … bu beyanında yargılama konusu yaralama eylemini kendisinin gerçekleştirdiğini hakim huzurunda ikrar etmiştir. İkrar içerikli bu beyanın yeni bir delil niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Ortaya çıkan yeni delil önceki beraat kararının hukuka aykırı hale getirmiştir.
Sorun; hukuka aykırılığın nasıl giderileceğidir. Sanık ve hükümlünün aleyhine yargılanmasının yenilenmesi nedenleri CMK’da sınırlı sayıda belirlenmiştir. CMK’nın 314/1-c maddesinde “Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa” kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir davanın sanık veya hükümlü aleyhine olarak yargılanmanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülebileceği düzenlenmiştir. İncelemeye konu olayda da sanık yargılanmış olduğu kasten yaralama suçundan beraat etmiş, aynı eylemden dolayı açılan ikinci davada tanık olarak dinlenmiş ve eylemi kendisinin gerçekleştirdiğini hakim huzurunda ikrar etmiştir.
Buna göre ortaya çıkan hukuka aykırılığın yargılamanın yenilenmesi yoluyla çözümü gerekmekte olup, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden, talebin 5271 sayılı CMK’nın 309 maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.