Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2010/17151 E. 2011/1864 K. 16.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/17151
KARAR NO : 2011/1864
KARAR TARİHİ : 16.02.2011

Kasten yaralama suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonucunda, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Sivas Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2010 tarihli ve 2009/1058 esas, 2010/248 sayılı kararını müteakip, mahkemenin görevsizliğine ilişkin Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2007 tarihli ve 2010/1018 esas, 2010/670 sayılı kararıyla ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen, Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan görevsizlik kararının kaldırılmasına dair 21/07/2010 tarihli ve 2010/874 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.10.2010 tarih ve 61729 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2010 tarih ve 2010/255745 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur İhbarnamede;
Dosya kapsamı ve iddianamedeki anlatıma göre, sanık …’in, suç tarihinde mağdur … Sivas Asker Hastanesi Baştabipliğinin 01.08.2007 tarihli ve 9126-105-07/(131)22 sayılı raporuna göre burun kemiği (os nasale) kırığı oluşacak şekilde yaraladığı, her ne kadar raporda “basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek” şeklinde kayıt bulunsa bile, bu ifadenin sanığın mağduru vücutta kemik kırığı şeklinde yaralamasını ortadan kaldırmayacağı, bu durumda sanığa isnat edilen suçun sübutu hâlinde eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1 ve 87/3 maddeleri kapsamında kalacağı ve bu eylemi yargılama görevinin de 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesinde gereğince Asliye Ceza Mahkemesine ait olacağı cihetle, davanın Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
TCK’nın 86/1 maddesinde “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmek suretiyle kasten yaralama suçunun kanuni tanımı yapılmakla birlikte suçun karşılığı olan cezanın alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Diğer bir ifade kasten yaralama suçu yönünden TCK’nın 86/1 temel ceza maddesidir.
Ceza Genel Kurulunun 13.2.2007 tarih ve 2006/5-350 E., 2007/30 K. sayılı kararında “5237 sayılı Yasanın 61/1. maddesi uyarınca, fıkrada belirtilen ilke ve esaslara uygun olarak öncelikle temel ceza belirlenerek, artırım ve indirim nedenlerinin varlığı halinde, önce artırım, sonra indirim nedenleri uygulanmak suretiyle sonuç ceza belirlenmelidir.” denilmek suretiyle ceza hakiminin hüküm kurarken cezayı nasıl belirleyeceği konusunda yol gösterilmiştir. Buna göre hakim suçun sübutu halinde öncelikle TCK’nın 61/1 maddesine göre suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirleyecektir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları TCK’nın 87. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1 ve 2. fıkraları değişik oranlarda artırımlar öngörmektedir. Bu artırımların TCK’nın 61/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 86/1 maddesinde öngörülen alt ve üst sınırlar içinde belirlenen temel ceza üzerinde yapılacağı konusunda bir tereddüt yoktur. Esasen ağır neticelerin ortaya çıkmasına neden olan bir yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde hafif bir yaralanma olarak kabul edilmesi kasten yaralama suçunun kanunda düzenleniş şekline ve kanun koyucunun amacına aykırıdır.
Vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olan yaralanmalar neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak görülmüş ve TCK’nın 87/3 maddesinde düzenlenmiştir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesi alt ve üst sınırları belirtilen (1 yıldan 6 yıla kadar) ceza hükmü içeren müstakil bir ceza maddesi idi. Ancak TCK’nın 87/3 maddesi 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı kanunla “Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır” şeklinde değiştirilerek müstakil bir ceza maddesi olmaktan çıkarılmış ve bir artırım maddesi haline getirilmiştir. Yapılan değişiklik sonrası yaralanmanın kemik kırığına ve çıkığına neden olması durumunda TCK’nın 86/1 maddesi uyarınca temel ceza belirlenip, uygulama imkanının varlığı halinde aynı maddenin 3. fıkrasındaki artırım yapıldıktan sonra, kemik kırığı veya çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre 87/3 maddesine göre cezanın yarısına kadar artırım yapılabilecektir.
Soruşturma ve yargılama makamlarınca yaralama suçunun mağdur üzerindeki sonuçlarının adli tıp kriterlerine tespit edilmesi yasal bir zorunluluktur. Anılan kriterlerde hangi yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirlenmiştir. Burun kemiğinde oluşan kırıklar basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar arasında sayılmamıştır.
Eylemiyle kemik kırığına ve çıkığına neden olduğu iddia edilen sanık hakkında TCK’nın 86/1, 87/3 maddelerinin uygulanma ihtimali bulunduğundan inceleme konusu dava dosyasına bakma görevi Asliye Ceza Mahkemesinindir. Maddi olayda; Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kaldırılması yerine, yazılı şekilde Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması kanuna aykırı görülmüştür.
Buna göre;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.07.2010 tarihli ve 2010/874 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, Dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.