YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28614
KARAR NO : 2012/39349
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 16.02.2012 tarih ve 2011/16263 esas, 2012/5588 karar sayılı bozma kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17.05.2012 tarih 3-2008/165338 sayılı itiraznamesi ile Dairemiz bozma ilamında tekerrüre esas olmayan mahkumiyet ilamdan çıkarılmakla yerine aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek tekerrüre esasa nitelikte bir diğer mahkumiyet seçilmediğinden bahisle bozma kararının kaldırılarak sanığın adli sicil kaydındaki tekerüre esas mahkumiyetinin kararda belirtilmesi ve kararın düzeltilerek onanması talebiyle Yüksek Yargıtay Birinci Başkanlığına dosyanın gönderilmesinden sonra 05.07.2012 tarih ve 6352 sayılı Yasanın 99. maddesiyle ile 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı yasanın geçici 5. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 5. madde hükmü uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel kurulunca henüz karara bağlanmayan dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) 16.02.2012 tarih ve 2011/16263 esas, 2012/5588 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1) 5237 sayılı TCK’nin 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun şartla tahliye tarihine kadar uygulanabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
2) İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/1170 esas, 2004/677 karar sayılı ilamı ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan 350.000.000 TL ağır para cezası ile cezalandırıldığı, hükmün 21.05.2004 tarihinde tarihinde kesinleştiği, bi hakkın tahliye tarihinden itibaren 3 yıllık süre geçmeden yeni bir suçu işlediğinden bahisle sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmakla, 14/12/2009 tarihinde 5941 sayılı Çek Kanunu ile yapılan yeni düzenlemelerle karşılıksız çek keşide etmenin artık suç olmaktan çıkarılmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasının bu konu ile ilgili kısmının “5237 sayılı TCK’nin 53/1-a, b, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum oldukları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kendi alt soyu üzerinde kullanmaktan 53/3. maddesi hükmü gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına”, “tekerrür uygulanmasına ilişkin 5. fıkrasında tekerüre esas alınan mahkumiyet yerine İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/03/2001 tarih, 2000/67 esas, 2001/67 karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınmasına, ancak sanığın aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilmek suretiyle 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınamayacak nitelikteki İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/1170 esas, 2004/677 sayılı kararındaki miktarın esas alınması suretiyle infazına” şeklinde değiştirilmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.