YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15029
KARAR NO : 2013/24428
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
Yaralama suçundan katılan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Develi Sulh Ceza Mahkemesinin 16/09/2010 tarihli ve 2010/240 esas, 2010/265 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle, anılan Kanun’un 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 26/06/2012 tarihli ve 2010/240 esas, 2010/265 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 19.04.2013 tarih ve 2013/6451-26026 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.05.2013 tarih ve 2013/145019 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-Develi Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26/06/2012 tarihli ek kararın gerekçe bölümünde “katılan sanığın denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlediği anlaşıldığından açıklanması geriye bırakılan hükmün açıklanmasına ve katılan sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verildi.” şeklindeki ibareye rağmen hüküm fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye düşülmesinde,
2-Katılan sanık hakkında verilen 16/09/2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 27/10/2010 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içerisinde işlendiği iddia edilen ikinci suçun 24/09/2010 tarihinde işlendiğinin anlaşılması karşısında denetim süresinde suç işlenmediği gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde,
3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hükme göre, mahkemenin duruşma açarak sanığın hukuki durumunu değerlendirmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;Develi Sulh Ceza Mahkemesinin 26.06.2012 tarih ve 2010/240 esas,2010/265 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesinin (b) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.