YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9091
KARAR NO : 2013/19280
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetlerine dair
Dairemizin 26.11.2012 tarih ve 2011/32174 esas 2012/39620 karar sayılı hükme ilişkin onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29.03.2013 tarih KD-2010/157448 sayılı itiraznamesi ile;
“Sanıklar ile mağdur sanıklar arasındaki kavgayı kimin başlattığının, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının kesin olarak belirlenememesi nedeniyle, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıklar Mahmut ve Lütfi lehine haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği”nden bahisle mahkumiyet hükmünün BOZULMASI gerektiği belirtilmek suretiyle Dairemiz onama ilamının kaldırılarak hükmün bozulması talebiyle dosyanın, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete yayınlanarak yürülüğe giren 6352 sayılı yasanın 99. maddesiyle ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler hükmü uyarınca itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 26.11.2012 tarih ve 2011/32174 esas 2012/39620 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 3-e maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının aynı yasanın 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırımı sırasında, 2 yıl 12 ay yerine 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi, sonuç ceza miktarını etkilemediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Olay günü halı fabrikasının defolu halı satımı nedeniyle fabrika nizamiyesinde bir tarafta sanıklar Mahmut ve Lütfi ile diğer tarafta mağdurlar … ve oğuları mağdur … ile Tevfik ve yeğeni İsmail olduğu halde, mağdur …’in portifle getirilen ikiyüz civarı halının yaklaşık beşyüz kişilik kalabalığın önüne konulması üzerine portife çıkıp iki adet halıyı eline aldığı, sanık …’nin halılardan birini çekiştirip almaya çalıştığı, Seyit’in vermemesi üzerine tartışıp küfürleştikleri, bunun üzerine Seyit’in
portiften inip Lütfi’yi yumrukladığı, Lütfi’nin yakını olan diğer sanık …’un da olaya karıştığı, sanıklar ile Seyit ve oğullarının karşılıklı kavgaya başladıkları, fabrika çalışanlarının müdahalesi ile ayrıldıkları ve taraflardan sanıklar Mahmut ve Lütfi’nin nizamiye dışana çıkarılmalarından bir süre sonra mağdurlar … ve Muhsin’in de beraberindekiler ile dışarı çıkmaları üzerine dışarıda bekleyen sanıklar ile yeniden karşılıklı kavgaya başladıkları, her iki tarafın da önce diğer tarafın kendi üzerlerine geldiklerine ilişkin beyan ve savunmalarda bulundukları, kavga sırasında Lütfi’nin sopa ile mağdur …’i, Mahmut’un da levye ile mağdur …’i hayati tehlike geçirmelerine neden olacak şekilde yaraladıkları, kavgada sanıkların kendilerinin de yaralandıkları anlaşılmakla, iki taraf arasında karşılıklı olarak başlayan kavgada; ayrıntıları Yargıtay CGK’nin 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 E. 2002/367 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının kesin olarak tespit edilememesi karşısında sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.