YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/30441
KARAR NO : 2014/32168
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
Kasten yaralama suçundan sanıklar …, … ve …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/3, 62. maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince cezalarının ertelenmesine ve 53/1. maddesinin a,b,d bentlerindeki hak yoksunluklarından hükmolunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, c bendindeki hak yoksunluğunun ise koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına dair Tuzluca Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2011 tarihli ve 2011/118 esas, 2011/248 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 23.06.2014 tarih ve 2014/12745 – 42518 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.07.2014 tarih ve 2014/240843 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, cezası ertelenen sanıklar hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Oysa, kanun yararına bozma talebine konu Tuzluca Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2011 tarihli ve 2011/118 esas, 2011/248 sayılı kararı, sanıkların temyizi üzerine Dairemizin, 23.10.2013 gün, 2012/34519 Esas, 2013/36071 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleşmekle yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğundan, kanun yararına bozma konusu yapılamayacaktır. Ancak; CMK’nin 308. maddesi gereğince sanık lehine süreye tabi olmaksızın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Dairemizin anılan kararına itiraz yetkisi bulunmakrtadır.
Açıklanan bu nedenlerle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebini içeren talebi, Tuzluca Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2011 tarihli ve 2011/118 esas, 2011/248 sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.