YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/37731
KARAR NO : 2014/41196
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
Tebliğname No : 2014/224345- Kanun Yararına Bozma-İtiraz
MAHKEMESİ :Isparta 2.Sulh Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :15/01/2014-2013/706E-2014/23K
SUÇ :Kasten yaralama
Dairemizin 24.09.2014 tarih 2014/29437 Esas, 2014/31261 sayılı kararına kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24.10.2014 tarih 2014/ 224345 sayılı itiraznamesinde;
Kasten yaralama suçundan sanık Ü.. Ç..’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a-e, 29, 62 ve 52.maddeleri uyarınca 2.800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun’un 231/8. uyarınca sanığın beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği;
Bu karara karşı Adalet Bakanlığı’nın 04/06/2014 gün ve 2014/11330/38774 sayılı “Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanığın sabıkasında yer alan Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 18/11/1998 tarihli ve 1998/67 esas, 1999/59 sayılı ilamının adli sicil kayıtlarından silinme koşulları oluştuğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de, söz konusu ilamda yer alan 15 yıl ağır hapis cezası bakımından bihakkın tahliye tarihinin 16/02/2014 tarihi olduğu cihetle henüz silinme koşulları oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” gerekçesini içeren kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu;
Dairemizin, 24/09/2014 gün ve 2014/29437 esas, 2014/31261 sayılı kararıyla “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, daha sonra davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223.maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma yasa yolu ise temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, amacının ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi olup, bu kanun yoluna başvurulabilmesi için ilk ve temel koşul, verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29/06/2010 gün ve 11/70-159, 22/05/2012 gün ve 2011/8-498 esas, 2012/211 sayılı kararlarında da açıklandığı
üzere belirtilen hukuka aykırılığın hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedeniyle kanun yararına bozma konusu yapılması olanaklı bulunmadığından ve kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle, Adalet Bakanlığı’nın bu yöndeki kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanığın, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmasından dolayı objektif koşulların oluşmaması nedeniyle açıklanmasının geri bırakılmayacağına ilişkin hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu olup olamayacağının belirlenmesine ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 2011/3-334 esas, 2012/130 sayılı, “Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün ve 70-159 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz yasa yoluna tabi bulunması nedeniyle gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku yoktur. Ancak yasa yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 309.maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise aynı Yasanın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle Yasanın 231. maddesinin 5 ila 14.fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı, Askeri Ceza Yasası ile büyükler açısından 3713 sayılı Yasa kapsamındaki suçlardan olup olmadığı, denetim süresi ile denetim süresi içerisinde uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği hallerde, yeniden yargılama yapılarak, karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen durumlarda ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili Ceza Dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir,” şeklindeki kararında da gösterildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanığın, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine dair hukuka aykırılık yönünden kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabilecektir. Burada inceleme konusu yapılan karar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının arkasında bulunan ve henüz hukuken bir varlık kazanmamış olan mahkumiyet hükmü değildir. Bizatihi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bizzat kendisidir.
Somut olayda, sanık Ü.. Ç..’nın, suç tarihi itibariyle silinme koşulları oluşmamış kasten öldürme suçundan mahkumiyet hükmü bulunması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde gösterilen objektif koşul gerçekleşmediğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sebebiyle yerel mahkemece yasaya aykırı hareket edilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, objektif koşulları oluşmadığından bahisle yasaya aykırı bulunduğuna dair hukuka aykırılık, kanun yararına bozma yasa yoluyla giderilebilecek bir hukuka aykırılık olduğundan, Özel Dairenin, haklı nedene dayanan Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemini kabulüne karar vermesi yerine sanki açıklanmamış bulunan mahkumiyet hükmüne yönelik bir kanun yararına bozma istemi mevcutmuş gibi bu gerekçeyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermesinin isabetli olmadığı kanaatiyle, dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
2) Dairemizin 24/09/2014 gün ve 2014/29437 esas, 2014/31261 sayılı red kararının kaldırılmasına,
3) Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Isparta 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15/01/2014 tarihli ve 2013/706 esas, 2014/23 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi ( a ) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.