Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2014/40030 E. 2014/41127 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/40030
KARAR NO : 2014/41127
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

Tebliğname No : 2014/366855 – Kanun Yararına Bozma

Kasten yaralama suçundan müşteki sanık H.. Ö..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 2.000.00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Tunceli Sulh Ceza Mahkemesinin 10/04/2012 tarihli ve 2010/56 Esas, 2012/74 sayılı Kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinin bildirilmesi üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 16/05/2014 tarihli ve 2014/116 Esas, 2014/134 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 30.10.2014 tarih ve 2014/18929 – 64510 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.11.2014 tarih ve 2014/366855 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hükme göre, mahkemenin duruşma açarak sanığın hukuki durumunu değerlendirmesi gerekirken, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Tunceli Sulh Ceza Mahkemesinin 16/05/2014 tarihli ve 2014/116 Esas, 2014/134 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 10.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.