YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/41433
KARAR NO : 2014/41197
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
Tebliğname No : 2014/364539 – Kanun Yararına Bozma
MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 33. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :19/06/2014-2013/876 E-2014/550K
SUÇ :Basit yaralama
Basit yaralama suçundan sanık T.. D..’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 33. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/06/2014 tarihli ve 2013/876 Esas, 2014/550 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 27.10.2014 tarih ve 2014/18494 – 63627 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.11.2014 tarih ve 2014/364539 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 227-228 sayılı Kararında belirtilen “Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında ‘maddi yanılgı’ veya ‘yazım hatası’ diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Yargılama araçlarının belirli bir biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukuki yanılgılardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı ve kararlardaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir.” biçimindeki açıklamalar karşısında, somut olayda İstanbul Anadolu 33. Sulh Ceza Mahkemesince, müştekinin Çetin Değirmenci olduğu halde, gerekçeli kararda Zeytun Değirmenci olarak yazıldığı, bunun yazım hatasından kaynaklandığı ve mahallinde mahkemesince düzeltilebileceği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde müşteki Çetin Değirmenci’yi onu yaralamayacak şekilde, bıçakla üzerine yürümekten ibaret olan eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, bu nedenle hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi gereğince indirim yapılmamak suretiyle fazla ceza tayininde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul Anadolu 33. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/06/2014 tarihli ve 2013/876 Esas, 2014/550 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince 120 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasında TCK’nin 86/3-e maddesi gereğince ½ oranında artırım yapılarak 180 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığından cezasında TCK’nin 35. maddesi uyarınca takdiren ½ oranında indirim yapılarak 90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasında TCK’nin 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 75 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2. maddesi gereğince sanık hakkında belirlenen adli para cezası günlüğü takdiren 20 Türk Lirasından çevrilerek ve sonuç olarak 1500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 10.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.