YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/21476
KARAR NO : 2016/7837
KARAR TARİHİ : 29.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet, düşme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık ……’nin mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik mağdurun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdur …’ın kovuşturma aşamasında 30.05.2012 tarihli celsede alınan beyanında, olay nedeniyle kimseden şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı almayan mağdurun temyiz hakkı bulunmadığından, mağdurun temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2) Sanık …’ın mağdurlar …, … ve…’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3) Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen düşme kararına yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
4) Sanık …’ın mağdur … …’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Mağdur …’in olayın hemen ardından kollukta alınan beyanında, kendisini bıçaklayan kişinin ayrıntılı eşgal bilgilerini verdiği ve şikayetçi olduğunu belirttiği; aynı gün sanık ve olayın diğer tarafları ile birlikte sorguya sevk edildikleri, burada alınan beyanında da kendisini bıçaklayan kişilerin şu an duruşma salonunda olmadığını, görse tanıyabileceğini, şikayetinin devam ettiğini belirttiği; yine sanık ve mağdurun yargılama sırasında da aynı duruşmaya birlikte katıldıkları ve kendisini yaralayanın sanık olduğuna dair beyanının ve teşhisinin olmadığı, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, taraf beyanlarına göre olay günü çok kalabalık bir ortamda yaralanma olayının meydana geldiği de dikkate alındığında, mağduru bıçakla yaralayan kişinin sanık olduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
b) Sabıkasız olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.