Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/28553 E. 2015/30342 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/28553
KARAR NO : 2015/30342
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

Tebliğname No : 2015/297982 – Kanun Yararına Bozma

Kasten yaralama suçundan sanık S.. Y..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1 ve 87/1-d maddeleri gereğince 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/09/2012 tarihli ve 2010/821 Esas, 2012/738 sayılı Kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2014 tarihli ve 2014/16670 Esas, 2014/38666 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 09/02/2015 tarihli ve 2010/821 Esas, 2012/738 sayılı Ek Kararına yönelik itirazın reddine dair Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/03/2015 tarihli ve 2015/372 Değişik İş sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 18.08.2015 tarih ve 2015/16797–53921 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.09.2015 tarih ve 2015/297982 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; karar gerekçesinde, sanığın olay günü diğer sanıklar ile birlikte tanık G.. B..’a ait çay ocağına giderek çay içtikleri, sonrasında katılana karşı kasten yaralama eylemini gerçekleştirdikten sonra koşarak olay yerinden kaçtıkları kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verildiği; ancak karar sonrası, gerek sanık S.. Y..’ın okul arkadaşı olan gerekse olayın tek görgü tanığı G.. B..r’ın yanında çalışan H.. B..’ın okul arkadaşı olan, eylemin başında ve sonunda gerçekleşen olaylara tanıklık eden Y..K.. Y..’ın, çay ocağına gelen kişinin sanık S.. Y.. olmadığına, şayet çay ocağına gelen kişi sanık olsa idi arkadaşı olması nedeniyle kendisiyle konuşup görüşeceğini beyan ettiğinin yargılanmanın yenilenmesi talebinde ve talep neticesinde verilen karara karşı yapılan itiraz dilekçesinde belirtilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-(e) maddesi anlamında ’’yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte…” sanık lehine yeni bir durum olduğu gözetilerek yargılamanın yenilenmesi talebinin esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Dosyanın incelenmesinde; sanık hakkında Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesince yaralama suçundan yargılama yapılarak 11.09.2012 tarih ve 2010/821 Esas, 2012/738 sayılı mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Hükmün sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.11.2014 gün ve 2014/16670 Esas, 2014/38666 sayılı Kararıyla hükmün düzeltilerek onanması suretiyle temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bu karara karşı sanık müdafii tarafından Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın itiraz yoluna başvurması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.01.2015 tarih ve KD-2012/306002 sayılı yazısıyla ileri sürülen itiraz sebeplerinin daha önce dile getirildiği, Dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği, hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Yasanın 308. maddesi uyarınca karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından itiraz yoluna gidilmediği bildirilmiştir. Bunun üzerine sanık müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talep edilmiş, Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2015 gün ve 2010/821 Esas, 2012/738 sayılı Ek Kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verildiği, bu karara itiraz üzerine Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2015 gün 2015/372 Değişik İş sayılı Kararıyla itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafii tarafından kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talep edildiği, anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık S.. Y.. hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller ve tanık beyanları usulünce değerlendirilerek katılan M.. N..’ı yaralama eyleminden TCK’nin 37/1. maddesi yollamasıyla 86/1, 87/1-d maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.11.2014 gün ve 2014/16670 Esas, 2014/38666 sayılı Kararıyla hükmün düzeltilerek onanması suretiyle temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen nedenlerin 5271 sayılı CMK’nin 311. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirinin kapsamına girmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/03/2015 tarihli ve 2015/372 Değişik İş Kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 28.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.