Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/30501 E. 2016/10963 K. 02.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/30501
KARAR NO : 2016/10963
KARAR TARİHİ : 02.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyetine dair

 Mahalli mahkemece  verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdurun 27.10.2012 tarihinde kollukta alınan beyanında, olay günü parkın yanından geçerken yüzünü görmediği bir şahsın arkasından gelerek kendisini bıçakla yaraladığını beyan etmesine karşın 12.11.2012 tarihinde kollukta alınan diğer beyanında kendisini bıçaklayanın sanık olduğunu, ikamatgahında bıçaklandığını, olay günü tanık … da olay yerinde olduğunu beyan etmesi suretiyle mağdur beyanlarının çelişkili olması, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi, mahkemece tanık olarak dinlenen …’ ın beyanında mağdur ile aynı binada oturduklarını, olay günü dışardan bağrışma sesleri gelmesi üzerine dışarı çıktığında mağduru yaralı halde gördüğünü ve taksiye bindirerek hastaneye götürdüğünü, hastaneye giderken yolda mağdura “ne oldu” diye sorduğunu , mağdurun cevaben “2 tane çocuğun peşinden gelerek kendisini bıçakladığını” söylediğini ayrıca mağdurun sanığın telefon numarasını kendisine verdiğini ve aramasını istediğini beyan etmesi, mağdurun 13.12.2013 tarihinde talimatla alınan beyanında kendisini yaralayının sanık olduğunu beyan etmesine rağmen dava dosyasına sunmuş olduğu 04.02.2014 havale tarihli dilekçesinde sanığın bir suçu olmadığını, kendisini binanın önünde tanımadığı iki kişinin yaraladığını beyan etmesi ve sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını gerektirecek derecede ve mahiyette her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delilin bulunmaması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesince beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
Kabule göre de;
2) Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki 1., 2., ve 4. fıkralarındaki bazı hükümlerin iptal edilmesi karşısında TCK’nin 53. maddesinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.05.2016 günü oybirliği ile karar verildi.