YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/32030
KARAR NO : 2016/10505
KARAR TARİHİ : 26.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas -2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında cebir şiddet kullanarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan cezalandırma talep edildiği ve hükmün gerekçesinde de sanığın bu eylemini cebir yoluyla gerçekleştirdiğinin kabul edildiği halde, ceza tayini sırasında konut dokunulmazlığı suçunun nitelikli hali yerine basit halinden hüküm kurulduğu, mahkemece 5237 sayılı TCK’nin 116/4. maddesinin uygulanması halinde sonuç cezanın önceki cezadan daha fazla olacağı ve ayrıca suçun kovuşturmasının şikayete tabi olmaktan çıkacağı anlaşılmakla, sanığa daha önceden bir kez tanınmış olan atıfet durumunun genişletildiği takdirde hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas -2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
3) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Mağdurun 18.07.2013 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, kulağında mevcut yaralanmasının 7 ay öncesinde kendisinde mevcut olduğunu beyan etmesi karşısında, mağdurun beyanının doğruluğu ilgili sağlık kuruluşlarından teşhis ve tedaviyi gösteren tüm belgeler celb edilip araştırılarak ve gerektiğinde mağdurun kulağındaki yaralanmanın önceye dayalı mı yoksa suç tarihindenki darp nedeniyle mi oluştuğu yönünde adli tıp kurumundan yeniden rapor alınmak suretiyle oluşacak delil durumuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Kabule göre de; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.