Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/32158 E. 2016/11049 K. 02.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/32158
KARAR NO : 2016/11049
KARAR TARİHİ : 02.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER :Mahkumiyetlerine dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık …’ün temyiz dilekçesinin içeriğine göre, sanığın kendi hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği ve katılan sıfatıyla temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
1)Müşteki hakkında … İlçe … Hastanesince düzenlenen 30.08.2011 tarihli raporda “karnın göbekten 7-8 cm sağ tarafta ve sağ bel kısmında 3-4 cm uzunluğunda” iki farklı kesici delici alet yarasından bahsedildiği, dosya içerisinde fotokopisi bulunan … Devlet Hastanesinin yine 30.08.2011 tarihli raporunda “ alt kadranda 5-6 cm derinliğinde ve 3-4 cm genişliğinde kesi, aşağıda alt kadranda 6-7 cm derinliğinde 3-4 cm genişliğinde kesi peritona nafiz yaralanma” bulgularına yer verildiği ancak 15.09.2011 tarihli … Devlet Hastanesinin kesin raporunda tespit edilen yaralanmaların hangisinin hayati tehlikeye neden olduğu belirtilmediği anlaşılmakla, müştekiye ait tüm tedavi evrakları, hasta müşahede kağıtları, geçici ve kesin raporlar, varsa film ve grafilerin celp edilip kül halinde en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek tespit edilen bulguların hangisinin ya da hangilerinin ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırıldıktan sonra, birden fazla darbenin hayati tehlikeye neden olması halinde, hedef alınan vücut bölgesi, yara yeri ve niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte dikkate alınarak sanıkların eyleminin “öldürmeye teşebbüs” suçunun unsurlarını oluşturması ihtimali nedeniyle görev hususu da düşünülerek sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
2) Sanıkların soruşturma ifadelerinde müşteki ile aralarında sanık …’ın kız kaçırması nedeniyle anlaşmazlık bulunduğunu ve olay tarihinde bayramlaşma esnasında karşılaşan taraflar arasında bu anlaşmazlık nedeniyle çıkan tartışmanın kavgaya döndüğünü savunmaları karşısında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
3) İddianame ile sanık … hakkında TCK 39/2-c maddesinin tatbiki istenmesine karşın, CGK’nin 18.02.2014 tarih, 2012/1553 Esas ve 2014/77 sayılı kararı uyarınca 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden anılan madde uygulanmayarak savunma hakkının kısıtlanması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 02/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.