Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/4192 E. 2015/28319 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4192
KARAR NO : 2015/28319
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1)Dosya kapsamına göre; sanık ile mağdurun beraber alkol alırken sanığın mağdura “bundan sonra sen bana bakacaksın” demesi üzerine mağdurun neden bakacağını sorması üzerine her ikisi de alkollü olan taraflar arasında başlayan tartışmada sanık ile mağdurun karşılıklı küfürleşerek, birbirlerine yumrukla vurdukları, boğuşma esnasında sanığın bıçakla birden fazla darbe vurarak mağduru Adli Tıp Raporunda belirtildiği şekilde yaraladığı olayda; sanığın mağdura yönelik “bundan sonra bana sen bakacaksın” demesinin haksız hareket olarak değerlendirilemeyeceği, bir an için bu şekilde kabul edilse bile devamında tarafların karşılıklı küfürleşip, yumruklaşmaları nedeniyle haksız tahrikteki etki tepki dengesinin sanık lehine de bozulduğunun kabulü gerekeceğinden sanık hakkında alt sınırdan haksız tahrik hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2)T.C. Anayasası’nın 90. maddesi son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi uyarınca, 5271 sayılı CMK’nin 150, 324 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için Baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretlerinin, sanığın yargılama aşamasında özel vekaletnameli vekil ile kendini savunduğu da dikkate alınarak sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
3) İkinci bentteki bozma sebebi de dikkate alınarak, müdafii ücreti düşüldükten sonra kalan 14,06 TL yargılama masrafının 6183 sayılı Kanunun 106. maddesinde belirlenen 20.00 TL’den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nin 324/4. maddesi gereğince Hazineye yükletilmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi

MUHALEFET ŞERHİ :

Dairemizdeki çoğunluk görüşünce verilen bozma kararındaki, zorunlu müdafilik ücretinin yargılama giderinden sayılmayacağı görüşüne katılmamaktayız.
1) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi aynen şöyledir:
Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir.
Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli gördüğünde re’sen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek hakkına sahip bulunduğu madde içeriğinden anlaşıldığı gibi avukat yardımından ücretsiz yararlanabilmek için bir suç ile itham altında olmak gerekir. Bir suçla itham altında olan bu kişi, yargılama sonunda beraat edebilir. Dolayısıyla maddi olanaksızlıklar yüzünden beraat edecek bu kişiyi avukatın yardımından mahrum etmemek için avukatlık ücretini Devlet karşılamaktadır. Devlet’de yargılama sonunda bu giderlerini suç ile itham edilen kişiden değil, mahkum durumuna düşen kişiden tahsil etmektedir.
Şüpheli veya sanık olarak yargılanan kişi, müdafi tutacak maddi olanaklardan yoksun ise veya re’sen müdafi atanması gerektiren bir kişi ise atanan müdafinin yardımından yargılama aşaması boyunca ücretsiz yararlanır. Adaletin gerçekleşmesi ve adil yargılanmanın oluşması için, sanığa bu olanaklar tanınmaktadır. Sanığa bu olanaklar tanınmadığı takdirde silahların eşitliği kuralı gerçekleşmeyeceğinden, sanık yargılama sonunda avukat yardımından yararlanamadığını ileri sürüp savunma hakkının kısıtlandığını iddia edebilir.
İlerde, ileri sürülebilecek bu iddialara karşı, sanığa bu haklar tanınmıştır.
Devletin sanığa yaptığı bu yardım, maddi olanaklardan yoksun oluşu nedeniyle ücreti ödeme olanağına sahip bulunmaması, sanığın yaşının küçüklüğü veya isnat edilen cezanın ağırlığı gibi nedenler arasında bir ayırım yapılmamıştır.
Sanığın savunmasız kalmaması için AİHS’e uyum sağlamak için yargılamaya gölge düşürmemek için re’sen müdafi tayin edilmesi cihetine gidilmiştir.
Yargılama süresi devam ettiğinden sanık sıfatı bulunduğu müddetçe bu kişiden avukatlık ücreti istenemez. Yargılama sonunda kim mahkum olursa otopsi giderleri gibi yargılama giderleri ile baro tarafından atanan müdafinin ücreti de mahkum olan kişiden tahsil edilmelidir.
2) Baro tarafından ödenen müdafi giderlerinin, yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı sorunu:
-5320 sayılı Yasanın 13. maddesi
-5271 sayılı Yasanın 324-325-327. maddeleri
-Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesi ile 8/3. ve 11/7. maddeleri,
Ayrı ayrı incelendiğinde, baro tarafından ödenen bu müdafi ücretinin, yargılama sonucunda yargılama giderleri gibi mahkum olan kişilerden tahsil edilmesi gerekmektedir.
Kanun koyucu yukarıda belirtilen kanun maddelerini yürürlüğe koyarken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyum sağlamak için bu kanun ve yönetmelikleri yürürlüğe koymuştur. Baro tarafından görevlendirilen müdafiye ödenen ücret de yargılama giderlerindendir. Yargılama sonunda sanık hakkında beraat kararı verildiğinde tüm yargılama giderleri, Devlet Hazinesince üstlenilir.
Buna karşılık mahkumiyeti halinde hükmün kesinleşmesi ile bu sefer bütün yargılama giderleri (örneğin otopsi giderleri) gibi re’sen atanan müdafi ücreti de mahkum olan hükümlüye yüklenir.
Anayasa Mahkemesi; 5320 sayılı Yasanın 13. maddesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığına karar vermiştir. 12.03.2009 tarih 2007-43 Esas, 2009-51 sayılı Kararı aynen şöyledir.
“Ceza Muhakemesi Kanununa göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya sanıktan müdafi ücreti istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise yargılama giderleri içerisinde, müdafi ücreti istenen şahıs, şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır.
Düzenleme ile amaçlanan sanığa adil bir şekilde savunma imkanlarının sağlanmasıdır. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bu imkan sağlandıktan sonra, yardım kapsamında ödenen ücretin yargılama gideri olarak hükümlüden tahsilinin öngörülmesinin Anayasa’nın adil yargılanma hakkına aykırılığından sözedilemez.” şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, bozma kararında belirtilen zorunlu müdafi ücretinin hükümden çıkarılmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.