Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/10224 E. 2016/18296 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10224
KARAR NO : 2016/18296
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilirken açıklanan hükümde, Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddeleri ile Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç suça sürüklenen çocuk, katılan, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilerek 5271 sayılı CMK’nin 231/11 ve 232/6. maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
2) Katılan hakkında… Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Adli Tıp uzmanı tarafından düzenlenen 20.05.2011 tarihli raporda; katılanın burnundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyeceği belirtildiği halde; … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığında görevli Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi tarafından düzenlenen 23.05.2011 tarihli raporda; katılanın burnundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyeceğinin belirtilmesi karşısında; kırığın derecesine ilişkin raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra, TCK’nin 3. maddesi gereğince orantılılık ilkesi de dikkate alınarak, TCK’nin 87/3 maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken, suça sürüklenen çocuk aleyhine olacak şekilde kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkilediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Yine katılan hakkında … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Adli Tıp uzmanı tarafından düzenlenen 20.05.2011 tarihli raporda; katılanın yaralanması nedeniyle yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağının tespiti için olay tarihinden itibaren 6 ay geçtikten sonra muayene edilmesi gerektiği belirtildiği halde; olay tarihinden itibaren 5 gün geçtikten sonra, …Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığında görevli Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi tarafından düzenlenen, yaralanmanın yüzde sabit ize neden olmadığına ilişkin 23.05.2011 tarihli yetersiz rapor hükme esas alınarak eksik inceleme ile karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.