YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12906
KARAR NO : 2016/17402
KARAR TARİHİ : 12.10.2016
Kasten yaralama suçundan müşteki sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 (2 kez), 29, 86/3-e (2 kez), 62/1 (2 kez) ve 52/2 (2 kez), maddeleri uyarınca sırasıyla 2.240,00 Türk Lirası ve 3.000,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, müşteki sanık … hakkında verilen 3.000,00 Türk Lirası adli para cezasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2014 tarihli ve 2014/77 esas, 2014/140 sayılı kararı ile bu karara karşı hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden yapılan itirazın reddine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2015 tarihli ve 2015/52 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 27.05.2016 tarih ve 2016/6055 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.06.2016 tarih ve 2016/235271 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Müşteki sanık … hakkında verilen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2014 tarihli ve 2014/77 esas, 2014/140 sayılı kararına ilişkin yapılan incelemede;
Olayın tek bağımsız tanığı olan Tuncay Yalçınöz’ün 21/11/2013 tarihli duruşmadaki ifadesinde, müşteki sanıkların birbirlerine ittiklerini ancak taş atmadıkları yönünde beyanda bulunduğu, müşteki sanıkların da yargılama sırasında alınan beyanlarında birbirlerine taş atmadıklarını ifade ettikleri, mahkemece dolaylı olarak mahkumiyet kararının dayanağı olarak gösterilen müşteki sanıkların soruşturma sırasında müdafii olmaksızın kolluk görevlilerince alınan ifadelerinin ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148/4. maddesindeki “Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” şeklindeki düzenlemeye nazaran hükme esas alınamayacağı, bu durumda mahkeme huzurunda doğrulanmayan ifadelerin sadece kararda gösterilmekle yetinilerek, mahkeme huzurunda beyan edilen (doğrulanan) ifadeler kapsamında yargılamanın yapılması gerektiği, somut olayda soruşturma ve kovuşturma aşamasında müşteki sanıkların mahkeme huzurunda doğrulanan ve doğrulanmayan bütün ifadelerinin karara esas alınarak yargılama yapılıp, başka deliller ile desteklenmeyen eylem hakkında karar verilmesinin mümkün olduğunun kabulü halinde hakim veya mahkemenin takdirinin ötesinde kişilerin hukuka aykırı olarak cezalandırılmasına neden olacağı, bu kapsamda müşteki sanığın eyleminin soruşturulması ve kovuşturulmasışikayete bağlı kasten basit yaralama suçuna uyduğu ve müşteki sanıkların karşılıklı olarak birbirlerinden şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri nazara alındığında müşteki sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
Müşteki sanık … hakkında verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2015 tarihli ve 2015/52 değişik iş sayılı kararına ilişkin yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara karşı yapılan itiraz üzerine, mercii tarafından sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının var olup olmadığına ilişkin olarak adli sicil kaydına, somut zarar bulunmamasına, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına muvafakat edip etmediğine ilişkin sınırlı bir inceleme yapılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas. 2013/15 sayılı kararı ile itiraz merciinin sadece şekli olarak değil, hem maddi olay, hem de hukuki yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, itiraz mercii … Ağır Ceza Mahkemesince işin esası hakkında da inceleme yaparak sonucuna göre bir karar vermesi gerektiği gözetilmeden, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların var olup olmadığı yönünden değerlendirme yaparak itirazın reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müşteki sanık … hakkında verilen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2014 tarihli ve 2014/77 esas, 2014/140 sayılı kararına ilişkin yapılan incelemede;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; mahkeme sanıklar hakkında birbirlerine karşı basit yaralama suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62. maddeleri gereğince cezalandırılmaları yoluna gitmiştir. 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinde düzenlenen silah nedeniyle artırımın uygulanıp uygulanmayacağı bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin bir konu olup mahkeme bu hususta eylemin silahtan sayılan taşlarla işlendiğini kabul ederek takdir hakkını bu yönde kullanarak uygulama yapmıştır.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2) Müşteki sanık … hakkında verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2015 tarihli ve 2015/52 değişik iş sayılı kararına ilişkin yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2015 tarihli ve 2015/52 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.