YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12910
KARAR NO : 2016/17400
KARAR TARİHİ : 12.10.2016
Basit yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince 1000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/11/2009 tarihli ve 2009/1207 esas, 2009/1118 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 26.05.2016 tarih ve 2016/2350 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.06.2016 tarih ve 2016/240029 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
… 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/11/2009 tarihli ve 2009/1207 esas, 2009/1118 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunması sebebiyle bu karara bağlı olarak verilen … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2016 tarihli ve 2015/807 esas, 2016/22 sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre; sanığın müştekiye yönelik yaralama eylemini gerçekleştirmediğinin, söz konusu eylemin diğer sanık … tarafından gerçekleştirildiğinin tesbit edilmesi ve bu hususun kararın gerekçe kısmında belirtilmesine rağmen sanık …’in beraatine, diğer sanık …’in mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, daha sonra davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma yasa yolu ise, temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, amacının ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi olup bu kanun yoluna başvurulabilmesi için ilk ve temel koşulun, verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29/06/2010 gün ve 11/70-159 sayılı kararında da açıklandığı üzere belirtilen hukuka aykırılığın hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedeniyle kanun yararına bozma konusu yapılması olanaklı bulunmadığından ve … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/11/2009 tarihli ve 2009/1207 esas, 2009/1118 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, hükmün açıklanmasına karar verilen … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2016 tarihli ve 2015/807 esas, 2016/22 sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 12.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.