YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15786
KARAR NO : 2016/18727
KARAR TARİHİ : 02.11.2016
Kasten yaralama suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1,800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıllık denetim süresine tâbi tutulmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 28/01/2010 tarihli ve 2009/247 esas, 2010/57 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle, hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince yeniden ele alınarak, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine dair anılan Mahkemenin 15/01/2013 tarihli ve 2009/247 esas, 2010/57 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 29.07.2016 tarih ve 2016/7281 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.09.2016 tarih ve 2016/323039 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki 231/11 maddesi nazara alındığında; somut olayda denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında mahkemenin eski hükmün açıklanmasına karar vermek yerine, yeni bir mahkumiyet hükmü kurmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Sulh Ceza Mahkemesinin 15/01/2013 tarihli ve 2009/247 esas, 2010/57 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince suç tarihi itibariyle takdiren teşdiden 60 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık eylemini eşine karşı işlediğinden cezasında TCK’nin 86/3-a maddesi uyarınca ½ oranında artırım yapılarak 90 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı kanunun 52/2.maddesi gereğince günlüğü 20 Türk Lirasından çevrilmek suretiyle sonuç olarak 1800 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nin 52/4. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek 6 ay süre ile 6 eşit taksit halinde taksitlendirilmesine, TCK’nin 51. maddesi gereğince ertelemeye ilişkin parağrafın hükümden çıkartılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 02.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.