Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/15796 E. 2016/18977 K. 09.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15796
KARAR NO : 2016/18977
KARAR TARİHİ : 09.11.2016

Kasten yaralama suçundan mağdur sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e ve 62/1. (4’er kez) maddeleri gereğince 4 defa 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2014 tarihli ve 2013/328 esas, 2014/127 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 20.07.2016 tarih ve 2015/8309 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.09.2016 tarih ve 2016/311652 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) … Sulh Ceza Mahkemesince, mağdur sanık … tarafından suçun, diğer mağdur sanıkların gerçekleştirmiş olduğu yaralama eylemleri sebebiyle haksız bir fiile tepki olarak işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, mağdur sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla cezaya hükmolunmasında,
2) Sanık hakkında tekerrüre esas kabul edilen …Sulh Ceza Mahkemesinin 16/10/2003 tarihli ve 2003/333 esas, 2003/825 sayılı ilamının 18/11/2003 tarihinde kesinleştiği, 11/05/2004 tarihinde yerine getirildiği, yerine getirme tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin geçtiği, oysa ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesine göre 5 yıl ve daha az süreli hapis cezasına mahkumiyetlerde tekerrür uygulanabilmesi için yerine getirme tarihinden itibaren 3 yılın geçmemiş olması gerektiği cihetle, sanığın cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Tebliğnamedeki 1 no’lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık Esas No: 2016/15796

bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık … hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller ve tanık beyanları usulünce değerlendirilerek mağdurları basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralama eyleminden TCK’nin 86/2, 86/3-e, 62. maddeleri uyarınca 4 kez 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı; kanun yararına bozmaya konu edilen … Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2014 tarihli ve 2013/328 esas, 2014/127 sayılı kararında; 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesine göre verilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle … Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2014 tarihli ve 2013/328 esas, 2014/127 sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2) Tebliğnamedeki 2 no’lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;… Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2014 tarihli ve 2013/328 esas, 2014/127 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; hüküm fıkrasından TCK’nin 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin parağrafın çıkartılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 09.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.