YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5911
KARAR NO : 2016/8120
KARAR TARİHİ : 30.03.2016
Basit yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 75 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Marmaris 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2012/196 esas, 2013/375 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2013 tarihli ve 2013/118 değişik iş sayılı kararını müteakip, deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk …’nm, 5237 sayılı Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 31/3 62/1 ve 52/2, maddeleri gereğince 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2015 tarihli ve 2015/498 esas, 2015/974 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 26.01.2016 tarih ve 2015/2326 – 7990 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.02.2016 tarih ve 2016/44094 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Kayden 08/05/1998 doğumlu olup, suçun işlendiği 02/03/2012 tarihinde 15 yaşını ikmal etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği halde, anılan Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılarak fazla ceza tayininde,
2) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesinde “(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilîn hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir.” hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanunu’nun 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptınlmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında,
3) Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin diğer bir ifadeyle ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, farik mümeyyiz olmadığının tespiti halinde 5237 sayılı Kanunun 31.maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilemeyeceği, sadece güvenlik tedbirine hükmolunabileceğinin gözetilmemesinde,; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Tebliğnamedeki 3 no’lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Sanık hakkında Marmaris Devlet Hastanesi Psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen 05.03.2012 tarihli rapora göre; sanığın işlediği basit yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algıladığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiği anlaşılmakla; bu nedenlerle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE;
2) Tebliğnamedeki 1 ve 2 no’lu bozma görüşlerine yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2015 tarihli ve 2015/498 esas, 2015/974 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 30.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.