YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7526
KARAR NO : 2017/1783
KARAR TARİHİ : 22.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıkların 08.12.2014 havale tarihli temyiz dilekçelerinin içeriğine göre, sanık sıfatı ile kendileri hakkındaki kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz ettikleri anlaşılmakla yapılan incelemede;
Soruşturma aşamasında sanıkların ve katılanın uzlaşmak istemesi üzerine uzlaştırmacı görevlendirildiği, katılan …’in, sanıkların akrabası olan ve hakkındaki hüküm temyize gelmeyen sanık …’den kira ilişkisinden kaynaklanan 1.500 TL alacağının ödenmesi karşılığında uzlaşabileceğini beyan ettiği, sanıkların ise bu miktarı ödemeyi kabul etmemeleri üzerine uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 tarih, 2012/6-1142 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma safhasında yapılması gerektiği, kovuşturma aşamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak “suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde” mümkün olduğu, soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak uzlaştırma teklif edilmesine rağmen taraflarca kabul edilmemiş olması nedeniyle uzlaşma gerçekleşmemiş ise kovuşturma aşamasında taraflarca uygulanması talep edilse bile artık uzlaştırma işlemi yapılamayacaktır. Soruşturma aşamasında tarafların uzlaşamadığına dair rapor düzenlenmesi üzerine, sanıklar hakkında kamu davası açıldığında, mahkemenin uzlaştırma işleminin içeriğini denetleme yükümlülüğü olmayıp, sanıkların üzerlerine atılı basit yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden; yine 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 324/4. maddesi gereğince terkin tutarı altında kalan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi; karar tarihinden sonra yapılan masraflarla birlikte kararın kesinleştirme aşamasında mahkemesince dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, 22.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.