Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/9414 E. 2017/4482 K. 12.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9414
KARAR NO : 2017/4482
KARAR TARİHİ : 12.04.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanıklar hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılık eylemlerinden kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6136 sayılı Kanuna muhalefet suçu açısından suçtan zarar görmemesi itibariyle katılan sıfatı bulunmayan … adına vekilinin 5271 sayılı CMK’nin 242/1 ve 260/1 maddeleri gereğince bu hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE;
2) Sanıklar hakkında yaralama eylemlerinden kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Ancak;
1) İlk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği halde bu hususun karar yerinde tartışılmaması,
2) Sanıkların eylemi sonucunda katılanda hem kemik kırığı hem de duyu veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde yaralanma meydana gelmesi nedeniyle, birden fazla nitelikli halin aynı olayda birleşmesi nedeniyle sanıklar hakkında TCK’nin 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
3) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/2-b maddesinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezası olması sebebiyle, 5271 sayılı CMK’nin 150. maddesinde yer alan “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme gereğince sanık …’a istemi aranmaksızın müdafi tayin edilerek, müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, müdafiinin bulunmadığı oturumda sorgusunun yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; 12.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.