YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10221
KARAR NO : 2018/5015
KARAR TARİHİ : 21.03.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
1) Şikayetçi hakkında Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi kulak burun boğaz uzmanınca düzenlenen 15.07.2014 tarihli raporda “nazal kemik kökünde fraktür olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, yaralanmanın hayati fonksiyonları etkilemeyeceği” nin belirtildiği anlaşılmakla, şikayetçide meydana gelen kemik kırığının hayat fonksiyonlarını kaçıncı derece etkileyeceği hususunda en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Olayda, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halde sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
3) Sanık hakkında daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” biçimindeki düzenleme karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğuran karma bir yapıya sahip olması gözetildiğinde, kanun değişikliği öncesi dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesi uyarınca lehe değerlendirme yapılması gerektiği, sanık hakkındaki yargılama konusu suç tarihinin 14/06/2014 olduğu, sanığın adli sicil kaydında görülen ilk suça ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 09/10/2013 tarihinde kesinleştiği, 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş bir suç olduğu cihetle, suç tarihi itibari ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir hal olmadığı, sonradan yapılan yasal değişikliğin sanık aleyhine yorumlanamayacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4) TCK’nin 53/4. maddesi gereğince kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.