YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/11470
KARAR NO : 2018/5112
KARAR TARİHİ : 21.03.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından ve yine Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun hayati öneme sahip bölgelerinde birden fazla bıçak darbesi nedeniyle yaralanma meydana gelmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün raporunda, mağdurdaki yaralanmaların kaç adedinin hayati tehlikeye neden olduğunun belirtilmediği anlaşılmakla, mağdurun geçici ve kesin raporları ile tüm tedavi evrakları Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu’na gönderilerek, mağdurdaki her bir yaranın niteliği ve yaraların ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınarak, sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi için görevsizlik kararı verilebileceği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
3) Sanıklar … ve … hakkında mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Mağdurun aşamalarda alınan beyanlarında, arkadaşları olan sanıkları kavga ederken görmesi üzerine ayırmak için yanlarına gittiğinde, arbede sırasında kendisinin de bıçakla yaralandığını ancak; bıçağın kimin elinde olduğunu ve kendisini kimin yaraladığını görmediğini beyan ettiği; sanıkların aşamalarda alınan beyanlarının ise birbirlerini yaralamalarına ilişkin olup, mağdur …’ın ne şekilde yaralandığına dair anlatımlarının bulunmadığı; yine tanık ….’in de olaya ilişkin görgüye dayalı bilgi sahibi olduğu ancak; onun da mağdurun yaralanmasına ilişkin ayrıntılı beyanının alınmadığı, yargılama aşamasında da dinlenilmek üzere duruşmaya çağrılmadığı; yine dosya kapsamında alınan beyanlara göre sanık …’un annesinin de kavgayı görüp olay yerine geldiği ancak aşamalarda beyanının alınmadığı anlaşılmakla; olayın tarafı olan sanıklar …. ve …. ile mağdur …’ın, yine olaya ilişkin bilgi sahibi oldukları anlaşılan sanık …’un kardeşi …. ve annesi ….’nin tanık sıfatı ile beyanlarına başvurularak, mağdur …’ın kim tarafından ve ne şekilde yaralandığının tespitine çalışması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede yer aldığı halde, 5237 sayılı TCK’nin 21/2. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden ve yine mağdur …’ın, sanıkların arkadaşı olup, aralarında husumet bulunmadığı, dosya kapsamına göre olay günü kavga etmekte olan sanıkları ayırmaya çalıştığı sırada yaralandığı da dikkate alınarak, TCK’nin 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.