Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/19770 E. 2018/17139 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/19770
KARAR NO : 2018/17139
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanması sureti ile mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Sanık hakkında, hükümlerin açıklanmalarının geri bırakılmalarından sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince, açıklanmaları geri bırakılan önceki hükümlerin aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, sanık hakkında önceki hükümlerde uygulanmayan 5237 sayılı TCK’nin 62. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesine aykırı davranılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında, katılanlar … ve …’yı kemik kırığı oluşacak şekilde kasten yaralama eyleminden kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılanların yaralanmasına ilişkin, Adli Tıp Kurumu Mersin Şube Müdürlüğünden alınan 17.12.2009 ve 26.05.2010 tarihli adli raporlarda, meydana gelen kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına etkilerinin her iki katılan açısından orta (2.) derecede olduğunun belirtilmiş olduğu ve TCK’nin 87/3. maddesine göre yapılan arttırımın orantılı olduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamenin bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme aykırı ONANMASINA,

2) Sanık hakkında, mağdur … ile katılanlar … ve …’ya yönelik tehdit eyleminden kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmış ise de, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesine göre uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacak olması karşısında, sanığın uzlaştırma kapsamına girmeyen 86/1, 87/3 maddeleri gereği nitelikli yaralama suçu ile tehdit suçunu birlikte işlediği anlaşıldığından, tebliğnamenin bu yöndeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Mağdur …’ın dükkanına, sanık ve ailesine ait fırından ekmek aldığı ancak ekmekleri düzenli getirmemesi nedeniyle, katılanların sahibi olduğu fırın ile anlaştığı, olay günü katılanların, mağdurun dükkanına ekmek dolabı indirdikleri sırada, sanık ve yanındakilerin sopalarla katılanları yaraladıkları ve ayrıca katılanları ölümle tehdit ettiklerinden bahisle yapılan kovuşturmada, katılanlar … ve …’nın aşamalardaki beyanlarında, sanığın ve yanındakilerin kendilerini ölümle tehdit ettiklerini beyan etmeleri, mağdur …’ın ise aşamalarda, “Bunu sizin yanınıza bırakmayacağız” şeklinde tehdit ettiklerini beyan etmesi karşısında, suç vasfının belirlenmesi bakımından, katılan … ile mağdur …’ın beyanları arasındaki çelişki giderilmeye çalışılması, suçun işlenmesi sırasında TCK’nin 6/1.f-4 maddesine göre silahtan sayılan sopanın kullanıp kullanılmadığı hususuna açıklık getirilmesi, tüm anlatımların yöntemince irdelenip tartışılıp, suçun ne şekilde oluştuğunun açıklanması gerekirken, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Kabule göre; Sanığın, katılanlar ve mağdura yönelik tehdit eyleminde TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un

321. maddesi uyarınca, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydı ile isteme uygun BOZULMASINA, 12.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.