YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3154
KARAR NO : 2017/16581
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki sanık …’ın Av. …’yu müdafii tayin ettiğine dair vekaletnamesinin dosya içinde bulunduğu,Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, yokluğunda verilen hükmün müşteki sanık müdafiine 01/02/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,müşteki sanık müdafiinin süresi içinde temyiz dilekçesi vererek müvekkili hakkında verilen mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamenin sanığın yüzüne karşı verilen hükmün vekile tebliği gerekmediğinden temyizin süreden reddine dair görüşüne iştirak olunmamıştır.
Müşteki sanık …’nın 27/02/2014 tarihli celsede sanık …’dan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmesine rağmen katılma talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de; süresinde müşteki sanık sıfatı ile temyiz dilekçesi verip,sanık … hakkındaki hükmü de temyiz ederek katılma iradesini gösteren müşteki sanık müdafiinin, 5271 sayılı CMK’nin 260/1 maddesi uyarınca hükümleri temyize haklarının bulunduğu anlaşılmakla; CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca müşteki sanık …’nın katılan sanık, müdafiisinin ise katılan sanık müdafii olarak kabullerine karar verilerek yapılan incelemede;
1)Sanık …’ın katılanlara ait işyerinde rampa şoförlüğü gibi işlerde çalıştırıldığı, suça konu kamyonetin anahtarının sanık …’a teslim edilerek sorumluluğunun verildiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihinde kamyonetten mazot çekerek yakalanması şeklinde gerçekleşen eylemin, sanığın eyleminin TCK’nin 155/2. maddesinde tanımlanan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 141/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
2)Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6373 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasının b bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nin 155. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre, sanık …’ın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3)Sanıklar Necati ve Serbülent’in üzerlerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olması karşısında,soruşturma ve kovuşturma aşamasında taraflara uzlaşmayı kabul edip etmediklerinin sorulmadığı anlaşılmakla, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince sanıklar ve müşteki Özkan arasında uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devam olunarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
4)28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesindeki “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
5)Kendilerini vekil ile temsil ettiren katılanlar … ve … lehine sanık … aleyhine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.