YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4087
KARAR NO : 2017/15503
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Mağdur … hakkında düzenlenen, Dr. İ. Şevki Atasagun Devlet Hastanesi’nin 23/05/2012 tarihli ortopedi ve travmataloji uzmanı ….. tarafından tanzim edilen raporunda; ”Sol femur arka yüzde üst 1/3 lük kısmında 4 cm uzunluğunda yüzeysel kesi hattı, sol omuz arkasında 4 cm uzunluğunda yüzeysel sıyrık mevcut, basit tıbbi müdahale ile giderilemez.” şeklinde görüş bildirildiği halde, aynı Hastane’nin aynı doktoru tarafından düzenlenen 25/03/2014 tarihli raporda; ” basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” şeklinde görüş belirtilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü’nden mağdurun yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilmeyeceği hususunda kesin rapor alınıp, sonucuna göre; sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, suç kastındaki yoğunluk, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerekirken, sanık …’in ele geçirilemeyen bıçakla Durmuş’u bacağından basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığından ibaret olduğu kabul edilen eylemi nedeniyle kasten yaralama suçundan kurulan hükümde temel cezanın üst sınırdan tayin edilmesi suretiyle orantılılık ilkesine aykırı davranılması,
3) İlk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği halde bu hususun karar yerinde tartışılmaması,
4) Sanık hakkında hükmolunan 2 yılın altındaki hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nin 51/1. maddesinde öngörülen diğer şartların da denetime imkan verecek şekilde tartışılarak erteleme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, “sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle TCK’nin 51. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 28.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.