YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4717
KARAR NO : 2017/15692
KARAR TARİHİ : 29.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ SANIK : …
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Süresinde temyiz dilekçesi vererek kararı katılan sıfatına yönelik temyiz eden şikayetçi sanık …’ın 5271 sayılı CMK’nin 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; suçtan zarar gören şikayetçi sanık …’ın CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek dosyanın yapılan incelemesinde;
1) Sanık … hakkında katılan …’ı yaralama eyleminden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca sanık hakkında verilen 5271 sayılı CMK 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının aynı kanunun 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında katılan …’ı yaralama eyleminden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35 inci maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254 üncü maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde, 6763 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı cihetle, somut olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi kapsamında kalan eylemin kanun değişikliği öncesinde de uzlaştırma kapsamında bulunduğu ve sanık ile mağdurun uzlaşmak istemediklerini belirttikleri, yapılan uzlaşma tekliflerinin de usulüne uygun olması karşısında tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında Recep’i yaralama eyleminden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
4) Sanık … hakkında Recep’i yaralama eyleminden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Ancak;
a) Mağdur sanık …’in adli raporuna göre, sağ zigomatik bölgede künt travmaya bağlı ekimoz, fraktür ve ödem, sağ göz kapağında ekimoz alanı, sağ zigoma kapalı fraktürü nedeniyle yaşam fonksiyonlarını orta (2.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı, diğer sanık …’la birlikte sanık …’ın da TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/3. maddeleri gereğince cezalandırılması için dava açıldığı kemik kırığına neden olan yaralanmanın sanık … tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edildiği anlaşılmakla, gerekçe gösterilmeksizin ve iştirak hükümleri değerlendirilmeksizin sanığın TCK’nin 86/1. maddesi gereğince yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bursa 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/428 Esas sayılı önceki mahkumiyetinin, CMUK’un 305/1 maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmasına, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi hükmü gözetilerek CMUK’un 305/son maddesine göre, miktar itibariyle kesin olan adli para cezalarının tekerrür uygulamasına esas alınamayacağının belirtilmiş olmasına göre sanık hakkında bu mahkumiyet nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığının ancak sanığın adli sicil kaydındaki Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/67 Esas, 2009/205 sayılı kararıyla TCK’nin 142/1-B-1 maddesi gereğince verilen 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Hükümde, TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, ayrıca infazı kısıtlayacak biçimde 1 yıl denetimli serbestlik süresi belirlenmesine karar verilmesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince CMUK 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle BOZULMASINA; 29.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
-3-