Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2018/11160 E. 2019/5798 K. 19.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11160
KARAR NO : 2019/5798
KARAR TARİHİ : 19.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdur …’in kovuşturma aşamasında beyanına başvurulamadan 06.01.2014 tarihinde katılan sıfatına hak kazanamadan vefat ettiği, mağdurun eşi …’ün ise katılma talebinde bulunduğu ve kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, CGK’nin 03.02.1992, 4/5-11 ve CGK’nin 05.05.1987, 1/71-301 sayılı kararları göz önünde bulundurulduğunda mağdurun eşi Songül’ün davaya katılan sıfatıyla katılması mümkün olmadığından, temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Mağdur hakkında Malatya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 18.12.2013 tarihli raporda, mağdurun yaralanmasının yüzde sabit ize veya sürekli değişikliğe neden olup olmadığı hususunda olay tarihinden en az 6 ay sonra yapılacak muayene ile karar verilebileceğinin belirtildiği, ancak bu hususta rapor aldırılmadığı anlaşılmakla, mağdura ait tüm adli raporlarının ve tedavi evrakının en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda raporu aldırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanığın eylemi neticesinde mağdurdaki yaralanmanın, yüzde sabit ize neden olduğu ayrıca hayat fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkileyen kemik kırığının meydana geldiği olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında TCK’nin 86/1 maddesince temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak TCK’nin 61 ve TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) … ailesi ile … ailesi arasında taşınmaz meselesi nedeni ile husumet bulunduğu ve olay günü mağdurun dava konusu olan taşınmazın üzerinde bulunan ağaçları kestirmesi nedeni ile sanıkla mağdur arasında tartışma çıktığı, alınan tanık beyanlarına göre tarafların karşılıklı olarak kavga ettikleri olayda, sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 19.03.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.