Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2018/3861 E. 2018/18477 K. 28.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3861
KARAR NO : 2018/18477
KARAR TARİHİ : 28.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …, …
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine, beraatlerine dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar …, … ve … hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye göre katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanıklar …, … ve … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunan sanık …’ın cezasının 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
a) Müştekinin sopa ile darp edildiği yönündeki aşamalarda alınan uyumlu beyanları, bu beyanları doğrulayan adli rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların müştekiyi kasten yaralama eylemini silahtan sayılan vasıta ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenecek temel cezanın olayda silah kullanılması nedeniyle 86/3-e maddesi uyarınca yarı oranında ve mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesi nedeniyle TCK’nin 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırıma tabi tutulması, artırım sonucu bulunacak cezanın 5 yılın altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkarılması ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini,
b) Müştekinin suça konu yaralanma nedeniyle yaşadığı kafa travmasının epilepsi hastalığına yol açtığını bildirmesi ve nitekim hükme esas alınan Kayseri Adli Tıp Şube

Müdürlüğünün 30.07.2013 tarihli ve 2082 sayılı adli raporunda da müştekinin nöbet geçirmesi üzerine Eskişehir Devlet Hastanesinde ameliyat olduğunun ve nöbetlerine ilişkin devamlı ilaç kullandığını ifade ettiğinin belirtilmesi karşısında; müştekinin tüm tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte bu kez de Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevk edilerek 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde ve özellikle olaya bağlı olarak müştekide kalıcı bir hastalık gelişip gelişmediği hususunda yeniden rapor alınması gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Müşteki hakkında düzenlenen adli rapor içeriğine göre; sanıkların eylemi nedeniyle müştekinin yaşamsal tehlikeye ve hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kemik kırıklarına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ve TCK’nin 61. maddesi dikkate alınarak, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Olayın taraflarının olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, olayı gören tarafsız tanık beyanının da bulunmadığı anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 28.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.