YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3908
KARAR NO : 2018/17692
KARAR TARİHİ : 19.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın aşamalarda, köye yaklaşık 5-6 yıldır gelmediğini, olay tarihinde Pirinçli Köyünde bulunmadığını, … ilinde bulunduğunu ve köye 15.10.2014 tarihinde geldiğini savunması, … ve …’in olayın akabinde kollukta alınan beyanlarında kendilerini yaralayan kişiler arasında sanığı belirtmemeleri, ancak katılan …’in hem kendisini hem de İdris ve … ‘i yaralayan kişiler arasında sanığın da olduğunu iddia etmesi, tanıkların tarafların yakınları olması ve 04.10.2014 tarihli ihbar tutanağında sanığın belirtilmemesi karşısında; sanığın suç tarihinde köyde bulunup bulunmadığı hususunun köy muhtarı ve azalarından sorularak tespiti amacıyla kolluk araştırması yapılması, sanığın varsa suç tarihinde kullanmış olduğu telefon numarası tespit edildikten sonra suç tarihi itibariyle baz istasyonu kayıtlarının (HTS) ve sinyal bilgilerinin istenilerek olay tarihinde olay yerinde bulunup bulunmadığının tespiti ve 04.10.2014 tarihli ihbar tutanağına göre kavga olayını ihbar eden İsa Öztunç tanık sıfatıyla dinlenip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Katılan … hakkında düzenlenen … Devlet Hastanesinin 04.10.2014 tarihli raporunda, “sol göz lateralde 5×2 cm’lik endürasyon, hematom?, sağ flank bölgede abrazyon izleri” görüldüğünün ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalının 06.03.2015 tarihli konsültasyon notunda, katılanın darp sonrası sol gözde görmede azalma şikayetinin olduğunun belirtilmesi ancak Dicle Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalının 25.05.2015 tarihli raporunda şahsın duyu veya organlarından birinin işlevinin azaldığı ancak bunun travma ile kesin bir illiyet bağının kurulamadığının belirtilmesi, yine Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesinin 08.10.2014 tarihli raporunda sol zigomada ve zigomatik arkta fraktürler olduğunun belirtilmesi ancak tespit edilen kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etki derecesinin belirtilmemesi ve yüzdeki yaralanmanın sabit iz niteliğinde olup olmadığına dair bir açıklık bulunmaması karşısında, katılanın yaralanması hakkında düzenlenen raporların
hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporlar temin edilip, katılanın Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesine sevki ile katılanın yaralanmasının niteliği hususunda TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları içerecek şekilde ayrıntılı raporu aldırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz nitelikteki raporlar hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 19.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.