YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3976
KARAR NO : 2018/11208
KARAR TARİHİ : 20.06.2018
Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 31/3, 29/1, 62/1 ve 50/1.a maddeleri uyarınca 1.100,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 18/09/2014 tarihli ve 2008/447 Esas, 2014/320 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle yapılan yargılama sonucunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanunun 86/2,31/3, 29/1, 62/1 ve 50/1.a maddeleri uyarınca 1.100,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 2017/474 Esas, 2017/535 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.04.2018 tarih ve 2018/793 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2018 tarih ve 2018/37020 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Somut olayda suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanunun 86/2. maddeleri gereğince hükmedilen 120 gün adli para cezasının anılan Kanunun 31/3. maddesi gereğince 80 gün adlipara cezasına indirilmesini takiben, anılan Kanunun 29/1 maddesi gereğince yapılan indirim işlemi neticesinde 60 gün adli para cezası yerine 66 gün adli para cezasına, anılan Kanunun 62/1. maddesi gereğince yapılan indirim işlemi neticesinde 50 gün adli para cezası yerine 55 gün adlipara cezasına, anılan Kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 Türk lirasından çevrildiğinde 1.000,00 Türk lirası adli para cezası yerine hesap hatası yapılmak suretiyle 1.100,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesinde,
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.” şeklindeki düzenleme karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken, aynı Kanunun 86/2. maddesindeki seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesine karşın, suça sürüklenen çocuğa tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
3) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Cezanın belirlenmesi” kenar başlıklı 61. maddesinin 4. ve 5. fıkralarında yer alan; “(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır. (5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir hükmü karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 86/2. maddesine göre belirlenen ceza üzerinden, sırasıyla tahrik indirimi ve yaş küçüklüğü indirimi yapılması gerekirken, önce yaş küçüklüğü indirimi daha sonra haksız tahrik indirimi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suç tarihinin 12/12/2007 olduğu, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerinde öngörülen 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımı süresine tabi olduğu; zamanaşımını kesen ve 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı 08/12/2009 tarihinden itibaren, zamanaşımının durmasına neden olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 13/03/2015 tarihine kadar ”5 yıl 3 ay 5 günlük” süre geçtiği ve ikinci suçun işlendiği 26/02/2017 tarihinde zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başladığı, ikinci suçun işlendiği tarihten mahkumiyet hükmünün kurulduğu 10/10/2017 tarihine kadar ise ”7 ay 14 günlük” süre geçtiği anlaşılmakla, toplamda 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımı süresi dolduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, hükmün açıklanmasına karar verilmesi, hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 20.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.