YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4916
KARAR NO : 2018/18623
KARAR TARİHİ : 03.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın kendisini vekaletnameli bir müdafii ile temsil ettirdiği, ancak sanık müdafiinin son celse duruşmaya katılmadığı ve mazeret de bildirmediği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suça ilişkin, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/2-b-son maddelerinde öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, 5271 sayılı CMK’nin 150/3. maddesi uyarınca sanığa istemi aranmaksızın zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden; sanık müdafiinin yokluğunda karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 150/2. ve 188/1. maddelerine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Sanığın yaralama eylemi sonucunda mağdurun hem yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, hem de duyu veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralanmış bulunması karşısında, bu durumun ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği, sanığın sadece en ağır sonuç olan duyu veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralama eyleminden sorumlu olacağı ve TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, TCK’nin 86/1, 86/3-e maddelerine göre uygulama yapıldıktan sonra, hatalı olarak TCK’nin 87/1-d-son maddesi uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Sanık hakkında TCK’nin 29. maddesinin uygulanmasına karar verilirken, hükmün gerekçesinde, haksız tahrik kabul edilen eylem “kalabalık bir grubun taş ve sopalarla müşteki sanığın çalıştığı iş yerine geldikleri, yaşanan kargaşa ve haksız bir şekilde müşteki sanığın çalışmasını engellemeye çalıştıkları, müşteki sanığın o kızgınlık ve öfke ile hareket ettiği” şeklinde açıklandığı halde, hüküm kısmında “ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığı tespit olunamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın eylemini haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlediği” şeklinde belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 03.12.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.