Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2019/11085 E. 2019/18426 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11085
KARAR NO : 2019/18426
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer nedenlerinin reddine, ancak;
1) Sanık …’in, katılan …’i hedef alarak taş atması sonucunda katılanın başına gelen taş ile yaralanmasına neden olduğu olayda, sanığın doğrudan kastla hareket ettiği gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK’nin 21/2. maddesi gereğince olası kast indirimi yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule göre;
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
3) Aynı eylem nedeniyle katılan …’de hayati tehlike geçirecek, organlarından birinin sürekli zayıflığına yol açan yaralanma ve kemik kırığı meydana gelmiş olmakla, sanığın en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesine göre temel cezanın TCK’nin 3. maddesi gereği cezada orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan sonuca etkili olacak şekilde uzaklaşılarak belirlenmesinden sonra, TCK’nin 87/1-a-d ve 87/1-son. maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi ile ayrıca artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
4) Sanığın traktörünü yol kenarına park ettiği, bu sırada yoldan biçer döverin katılanlara ait fidanlara zarar vermesi nedeniyle taraflar arasında karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, tarafların ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda farklı beyanlarda bulundukları, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği anlaşılmakla,
şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oran olan (¼) oranında uygulanmasını gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 14.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.