Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2019/6272 E. 2019/15643 K. 11.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6272
KARAR NO : 2019/15643
KARAR TARİHİ : 11.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müştekinin suç tarihinde sanıkla arasında gündüz ve gece iki ayrı tartışma olduğu ve sanığın gece vuku bulan olayda kendisini yaraladığını iddia ettiği, sanığın ise aşamalarda kendisine ait iş yerinde bulunan telefonu izinsiz aldığını öğrendiği müştekiyi yaralamadığını ancak bu konuda bir kez tartıştıklarını, komşu esnafın müdahalesi ile telefonun kontrol edildiği ve içinde kendisine ait fotoğraflar olduğu görüldüğünden müştekiden alınarak kendisine iade edildiğini savunduğu; soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların gündüz gerçekleşen tartışma ve telefonun sanığa iade edilmesi hususlarını doğruladığı ancak müştekinin nasıl yaralandığına ilişkin bir görgülerinin olmadığını beyan ettikleri olayda müşteki ve soruşturma aşamasında dinlenen tanıkların duruşmada dinlenilmesi, beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve hangi beyana neden üstünlük tanındığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
2) Müşteki hakkında düzenlenen Kulp İlçe Hastanesinin 15.04.2012 tarih ve 9053 protokol sayılı adli raporunda müştekinin vücudunun bir çok yerinde çok sayıda yaralanma belirtisi, iz ve emare sayılarak müştekinin vücudunun muhtelif yerlerindeki sigara izlerinin kalıcı iz bırakıp bırakmaması açısından altı ay sonra tekrar değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, hükme esas alınan Muş Devlet Hastanesinin 18.02.2015 tarih ve 15 sayılı raporunun ise hükme esas alınacak yeterlilikte olmaması karşısında, tüm tedavi belgeleri ve raporları varsa grafileri ile birlikte müştekinin en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddeleri kapsamında rapor tanziminin istenilmesi ve yaralamanın yüzde sabit ize neden olup olmadığı, duyularından veya organlarından birinin işlevinin zayıflaması yada yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı, vücudunda kemik kırığı meydana gelip gelmediği hususunun da sorulması suretiyle yeniden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Sanığın soruşturma aşamasında cep telefonunun iş yerinden müşteki tarafından çalındığını öğrendiğini, cep telefonunu geri almak için müştekiyle yüzleştiklerini, müşteki telefonu satın aldığının iddia etse de komşu esnafın müdahale ettiğini ve telefonda kendisine ait fotoğrafların bulunduğunun görülmesi üzerine telefonu geri aldığını, bu esnada müştekiye vurmak istediğini ancak araya girenlerin vurmasını engellediklerini savunduğu olayda sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
4) Kasten yaralama suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ve sanığın işlediği iddia olunan her eylemin ayrı ayrı kasten yaralama suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde uygulama yapılarak 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
5) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 11.09.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.