YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10033
KARAR NO : 2020/15977
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hüküm tarihinde başka suçtan başka yer cezaevinde hükümlü olarak bulunan sanığın, duruşmaya SEGBİS vasıtası ile katılımının sağlandığı ve yüzüne karşı tefhim olunan hükme yönelik yasa yollarına başvurma hakkı hatırlatılırken 5271 sayılı CMK’nin 263. maddesine göre hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek de kanun yollarına başvurabileceği belirtilmediğinden, sanığın 27.05.2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1) Sanık hakkında mağdur eşi …’nu kasten yaralama suçundan Manavgat 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.05.2010 tarih, 2010/30 Esas – 2010/529 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının sanığın yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmek üzere mağdur eşinin bildirdiği adrese tebliğe çıkarıldığı, tebliğin aynı konutta birlikte oturur şerhi ile birlikte 28.07.2010 tarihinde eşi Saniye Baytaroğlu’na tebliğ edildiğinin dosyadaki tebellüğ parçasından anlaşıldığı, bu tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 39. maddesine göre usulsüz olması karşısında geçersiz bulunduğu ve bu itibarla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği gözetilmeksizin denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit
yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesi hiç uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.