YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10363
KARAR NO : 2020/14470
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Aksaray Devlet Hastanesince tanzim olunan 12.12.2014 tarihli geçici raporda, “Saçlı deride 3 farklı yerde 1×1 cm.’lik cilt-cilt altı kesi, sağ bilek sırtında abrazyon, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikesi var.”; Aksaray Devlet Hastanesinde görevli Beyin ve plastik cerrahi uzmanlarınca düzenlenen 22.10.2015 tarihli kesin raporda, “Sol frontal bölgede 1 cm.’lik vertikal skar, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur, kemik kırığına neden olmakla hayati fonksiyonlara etkisi orta (2) derecedir.” şeklinde açıklamalara yer verilmesi karşısında, mevcut raporların, yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğu konusunda denetime imkan verecek şekilde açıklama içermedikleri ve geçici raporda bahsedilmediği halde kesin raporda, vücudun hangi bölgesinde bulunduğu da belirtilmeyerek, hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyen kemik kırığı bulunduğunun belirtildiği, bu itibarla bahse konu raporların birbiri içinde çelişkili oldukları gibi hüküm kurmaya elverişli de olmadıkları gözetilerek, mağdurun, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarının temini ile en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğünden, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, yetersiz ve çelişkili raporlara istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Aksaray Devlet Hastanesince tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 22.10.2015 tarihli kesin raporda, mağdurun hem hayati tehlike hem de kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığının belirtilmesi karşısında, yargılama konusu eylemini, birden fazla nitelikli hal (TCK m. 87/1-d, 87/3) ihlali ile gerçekleştiren sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, birden fazla nitelikli halin ihlali, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
3) Oluş, iddia, dosya kapsamı ve kabule göre sanığın, kız kardeşinin mağdur … tarafından kaçırıldığına ilişkin subjektif algısı altında yargılama konusu suçu işlediği, mağdur tarafından söz konusu eylemin gerçekleştirildiğine ilişkin somut herhangi bir delil, bilgi, belge ya da kabulün dosyaya yansımadığı, bu itibarla mağdur tarafından sanığa yöneltilmiş, TCK’nin 29. maddesi anlamında haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz ya da eylem bulunmaması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde, dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde TCK’nin 29. maddesi gereği (½) oranında indirim uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
4) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması ile tayin olunan “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca (½) oranında artırılması sırasında belirlenmesi gereken ceza miktarı “1 yıl 15 ay” hapis cezası iken hesap hatası neticesinde “2 yıl 3 ay” hapis cezası olarak tespiti; bu miktar üzerinden TCK’nin 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırım uygulandığında hükmedilmesi gereken ceza miktarı “2 yıl 30 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “4 yıl 6 ay” hapis cezası olarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.