Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10898 E. 2020/14858 K. 27.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10898
KARAR NO : 2020/14858
KARAR TARİHİ : 27.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Konya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/550 Esas – 2016/13 Karar sayılı ilamı ile TCK’nin 125/1. maddesinde yer alan hakaret, TCK’nin 106/1. maddesi 1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulduğu, TCK’nin 125/1 . maddesindeki hakaret suçunun suç tarihinde uzlaşmaya tabi olmayan TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesindeki tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olmadığı, TCK’nin 106/1. maddesi 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve tehdit suçu ile birlikte işlenen hakaret suçu yönünden de 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşulları ortadan kalktığından uzlaşmanın mümkün hale geldiği anlaşılmakla, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu suçlara ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca kasıtlı suçlardan mahkumiyet ilamlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule ve ugulamaya göre de;
2) 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, sanığın gelmediği takdirde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içerir duruşma gününü bildirir çağrı kağıdının sanığın bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiği görülmüş olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve Tebligat Kanun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. ve 31. maddelerine göre, sanığın mernis adresinde oturup oturmadığı veya mernis adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan aynı Kanunun 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedenleriyle tebligatın usulsuz olduğu anlaşılmakla, usulune uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden hükmün açıklanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; olay günü taraflar arasında yaşanan tartışma sırasında, sanığın elinde bulunan bıçağı mağdura doğru yaralama kastıyla salladığı ancak orda bulunan kişilerce engellendiği, yaklaşık 3 dakika sonra sanığın elindeki bıçakla mağdura tekrar hamle yaparak onu kasten yaraladığı anlaşılmakla, sanığın mağduru kasten yaralamaya yönelik birden çok eyleminin aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilip tek bir silahla kasten yaralama suçundan ceza tayin edilmesi gerektiği düşünülmeden, iki ayrı kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
4) Silahtan sayılan bıçakla kardeşine karşı kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, birden fazla ağırlaştırıcı nedenin (TCK 86/3-a ve 86/3-e bentleri) bir arada bulunması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Oluşa ve tüm doya kapsamına göre; ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklandığı anlaşılmakla, sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 27.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.