YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11394
KARAR NO : 2020/15128
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında katılanlar …,…,…,…,…,…,…, 1927 doğumlu …,1964 doğumlu …’a karşı kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
Sanığa yüklenen suçların gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihi olan 30/08/2008 tarihi ile inceleme tarihi arasında 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen ”12 yıllık” olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve vasisi …’in temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Sanık hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Hüküm tarihinde Manisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık duruşmaya getirilmeden yada SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin hakkında mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No:12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No:6694/74,13/05/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No:56581/00, 01/03/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 193. ve 196. maddesine muhalefet edilmesi,
b) Turgutlu Devlet Hastanesinin Ortopedi uzmanı tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 26.05.2009 tarihli adli raporda, katılanın “sol el 4. parmakta kırık olduğunun” bildirildiği fakat söz konusu kırığın hayat fonksiyonlarına etki derecesinin belirtilmediği, adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1), orta (2-3), ağır (4-5-6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2)’ye kadar artırımının öngörülmüş olması karşısında, katılan hakkında düzenlenen bahse konu adli raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı dikkate alınarak, katılana ait tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarının temini ile meydana gelen kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etki derecesini de belirtir adli tıp kriterlerini içerir şekilde en yakın adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Sanık hakkında düzenlenen iddianamenin sevk maddesinde TCK’nin 86/3-e maddesinin yazılmamasına rağmen sanığa ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Kabule göre de; oluşa, tarafların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların karşılıklı olarak kavga ettikleri ve alınan doktor raporuna göre sanığında yaralandığı olayda, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2006 tarih ve 2004/108 Esas, 2006/64 Karar sayılı ilâmın 765 sayılı TCK’nin 492/2.maddesinde düzenlenen “Elektrik Enerjisi Hakkında Hırsızlık” suçuna ilişkin olduğu anlaşılmakla; 05.07.2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 82. maddesi ile adli sicil kaydına konu eylemi düzenleyen elektrik hırsızlığına ilişkin suça tekabül eden TCK’nin 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırılıp, TCK’nin 163/3. maddesinin yeniden düzenlenmesi ve
6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesinin elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyeti bulunan kişinin 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının hükme bağlanması karşısında, tekerrüre esas alınan kararda uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı ve sanık tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı hususları belirlenip, sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
f) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve vasisi …’in temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 02.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.