YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11417
KARAR NO : 2020/16310
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Düşme, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık …’ın 06.06.2016 tarihli temyiz dilekçesi içeriğine göre, temyiz talebinin mağdur …’a karşı 30.07.2014 tarihli kasten yaralama suçuna ilişkin olduğu anlaşıldığından bu kapsamla sınırlı olarak yapılan incelemede;
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan düşme hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın temyiz isteminin düşme hükmünün gerekçesine yönelik bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın düşme hükmünü temyizde hukuki yararı olmadığından, sanığın temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık … hakkında mağdur …’a karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı itibariyle 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanununun 26. maddesiyle 5230 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan sanığın temyiz sebeplerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
3)Sanık … hakkında mağdur …’a karşı 30.07.2014 tarihli kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Hükme esas alınan dosyadaki mevcut raporların hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmaması nedeniyle, müştekinin tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, özellikle yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile Adli Tıp kriterlerine uygun olmayan raporlara istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Tekerrüre esas alınan İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2013 tarih 2012/269 Esas 2013/414 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/5. maddesi gereğince “5 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına” hükmedilerek ertelendiği anlaşılmakla, 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunu’nun 63. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 12. maddesindeki ”(1) Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.” düzenlemesi gereğince, öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorulmak suretiyle tespit edilerek, sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 12.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.